ALTIN PORTAKAL’DA SİNEMA BULUŞMALARI BAŞLADI

Türkiye’nin köklü sinema etkinliklerinden Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gösterimler ve söyleşilerle festival coşkusu başladı. Ulusal ve uluslararası yarışma filmlerinin ekipleri, gösterimlerin ardından sinemaseverlerle bir araya gelerek filmlerin ortaya çıkış hikâyelerini, karakterlerini ve işledikleri toplumsal konuları anlattı. Göç, aidiyet, aile ilişkileri, kadın dayanışması ve toplumsal hafıza, festivalin ilk günündeki buluşmalarda öne çıkan temalar arasında yer aldı.

26 Eki 2026 - 13:40 YAYINLANMA
26 Eki 2026 - 14:25 GÜNCELLEME
ALTIN PORTAKAL’DA SİNEMA BULUŞMALARI BAŞLADI

Türk ve dünya sinemasından yapımları bir hafta boyunca Antalya’da buluşturan festivalde, izleyiciler yalnızca filmleri izlemekle kalmadı; yönetmenlere, oyunculara ve yapım ekiplerine sorular yönelterek filmlerin yaratım süreçlerine de yakından tanıklık etti.

“KAMERANIN ARKASINDAKİ KADINLAR”IN HİKÂYESİ ANLATILDI

Festivalin açılış günündeki özel belgesel gösteriminde izleyiciyle buluşan “Kameranın Arkasındaki Kadınlar” filminin yönetmeni Şeyda Canan, gösterimin ardından düzenlenen söyleşide yapım sürecine ilişkin bilgi verdi.

Belgesel gösterimi, festival programında sinemanın üretim aşamalarına ve kamera arkasındaki emeğe odaklanan buluşmalardan biri oldu.

Uluslararası Yarışma filmlerinden “A Turkish Case” (Bir Türk Meselesi) de festivalin ilk günündeki söyleşilerde ele alındı. Filmin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, izleyicilerin sorularını yanıtlarken kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak şekillendirdiği hikâyeyi anlattı.

“BİR TÜRK MESELESİ” GÖÇ VE AİDİYETİ SORGULUYOR

Üç yaşındayken Fransa’ya giden Hüseyin Aydın Gürsoy, yaşamını kolaylaştırmak amacıyla adını Fransızca bir adla değiştirdiğini belirterek filminde Türkiye ile Fransa arasında kalan bir karakterin dünyasını anlatmak istediğini söyledi.

Yönetmen, filmin çıkış noktasının Fransa’daki Türk diasporasının deneyimleri olduğunu vurguladı. Türkiye’de yaşayan Türklerle yurt dışında, özellikle Fransa’da yaşayan Türklerin hayat tecrübeleri arasında önemli farklılıklar bulunduğunu ifade etti.

Filmin adının “Bir Türk Meselesi” olduğunu ancak anlatılan hikâyenin daha geniş bir çerçeveye sahip bulunduğunu belirten Gürsoy, bunun aynı zamanda bir göçmen meselesi olduğuna dikkat çekti.

Filmin müziklerine ilişkin soruları da yanıtlayan yönetmen, müziklerde iki kültürü temsil etmeye çalıştıklarını aktardı.

Göçmenlik, kimlik ve iki kültür arasında aidiyet arayışı, filmin söyleşide öne çıkan başlıklarını oluşturdu.

“SEVDA” FİLMİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KİŞİSEL HAFIZA

Gösterimin ardından ekip üyelerinin seyirciyle buluştuğu filmlerden biri de yönetmen Ufuk Emiroğlu’nun imzasını taşıyan “Sevda” oldu.

Söyleşiye yönetmen Ufuk Emiroğlu’nun yanı sıra oyuncular Tülin Özen, Mert Fırat, Ercan Kesal, Süreyya Kilimci Köse ve Fatma Zehra Durgut katıldı. Yapımcılar Ersan Çongar ve Cihan Aslı Filiz ile sanat yönetmenleri Meral Efe Yurtseven ve Yunus Emre Yurtseven de filmin üretim süreci ve anlatımı hakkında yöneltilen soruları yanıtladı.

Filmde kentsel dönüşüm süreci ile kişisel hafıza arasındaki ilişki ele alınıyor. Yapım, kentlerin fiziksel değişiminin insanların geçmişleri, anıları ve aidiyet duyguları üzerindeki etkisini gündeme taşıyor.

Ekip, gösterim sonrasında izleyicilerle bir araya gelerek filmin temaları ve anlatım tercihleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“TATLI MAYA”DA ÜÇ KADININ MÜCADELESİ

Ulusal Yarışma programında izleyiciyle buluşan yapımlardan biri, yönetmen Biket İlhan’ın “Tatlı Maya” filmi oldu.

Gösterimin ardından düzenlenen söyleşide yönetmen Biket İlhan’a senarist ve yapımcı Nihan Belgin, oyuncular Ayça Bingöl, Emre Altuğ, Cansu Tosun, Suna Yıldızoğlu, Erdem Ergüney ve Fatih Serdar Yılmaz eşlik etti. Sanat yönetmeni Natali Yeres ile ortak yapımcı Yalçın Akyıldız da söyleşiye katıldı.

Farklı geçmişlere, kültürlere ve yaşam deneyimlerine sahip üç kadının hikâyesini anlatan film hakkında konuşan Biket İlhan, yapımın çıkış noktasını geçmişte yaşanan mahalle kültürü ve insan ilişkilerine duyduğu özlemle açıkladı.

İlhan, gençlik döneminde mahallelerde yaşanan ilişkilerden ve o dönemin sosyal hayatından izler taşıyan bir film yapmak istediğini belirtti. Farklı kültürlerden, tarihlerden, dillerden ve dinlerden gelen üç kadının verdiği mücadeleye dikkat çekti.

Kadınların dayanışması ve farklılıklarına rağmen ortak bir mücadele etmesi, filmin öne çıkan temaları arasında yer aldı. Yönetmenin değerlendirmeleri, izleyicilerle yapılan söyleşide filmin toplumsal yönünü de gündeme taşıdı.

“TAŞ VE TÜY”DE ANNELİK, ÖZGÜRLÜK VE YENİDEN BAŞLAMA ÇABASI

Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen bir diğer film “Taş ve Tüy” oldu. Filmin senarist ve yönetmeni Ragıp Türk, gösterim sonrasında oyuncular ve teknik ekiple birlikte izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Söyleşiye oyuncular Duygu Aktoprak, Melda Tuzluca, Özgür Meriç, Ersen Karagöz, Tuğba Kürükoğlu ve Deniz Tekeroğlu katıldı. Görüntü yönetmeni Emre Pekçakır, sanat yönetmeni Levent Uçma, yapımcı İris Tahhuşoğlu ve uygulayıcı yapımcı Alican Bektaş da ekipte yer aldı.

Film, hapisten çıktıktan sonra oğlunu sosyal hizmetlerden geri alabilmek için mücadele eden Nazire karakterinin hikâyesini merkezine alıyor. Karakterin yaşadığı süreç üzerinden annelik, toplumsal koşullar, yeniden hayata tutunma ve aile bağları gibi konular ele alınıyor.

Yönetmen Ragıp Türk, filmle ilgili değerlendirmesinde “Çağın tanığı olmasını istedim” ifadesini kullandı.

Bu yaklaşım, filmin yalnızca bireysel bir hikâyeyi değil, karakterin karşılaştığı toplumsal koşulları da görünür kılma amacını ortaya koydu.

“ÇEKMECELER”İN ARDINDAN YÖNETMEN VE OYUNCULAR SORULARI YANITLADI

Günün son söyleşisi, AKM Perge Salonu’nda Ulusal Özel Gösterim kapsamında izleyiciyle buluşan “Çekmeceler” filmi için düzenlendi.

Söyleşiye filmin yönetmenleri Mehmet Binay ve Caner Alper ile festivalin bu yılki Onur Ödülü sahiplerinden usta oyuncu Tilbe Saran katıldı.

Yönetmen Mehmet Binay, filmin yakın bir arkadaşlarının hikâyesinden yola çıkılarak yazıldığını belirtti. Senaryo üzerinde uzun süre çalıştıklarını aktaran Binay, hazırlık sürecinde senaryonun 13 farklı versiyonunun yazıldığını söyledi.

Caner Alper ise filmin bir psikiyatri kongresinde gösterildiğini ve uzmanlardan olumlu değerlendirmeler aldıklarını anlattı. Alper, uzmanların filmi borderline kişilik örüntüsü bulunan çocukların ebeveynlerine yönelik bir referans olarak izlettiklerini ifade ettiklerini aktardı.

Filmin söyleşisi, sinema ile psikoloji arasındaki ilişkiyi ve kişisel hikâyelerin beyaz perdeye aktarılma sürecini gündeme getirdi.

ALTIN PORTAKAL’DA FİLMLER KADAR HİKÂYELER DE KONUŞULUYOR

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ilk gününde düzenlenen söyleşiler, farklı tür ve temalardaki yapımların izleyiciyle kurduğu ilişkiyi güçlendirdi.

Belgeselden uluslararası yarışma filmlerine, ulusal yarışma yapımlarından özel gösterimlere uzanan programda göç ve kimlik arayışı, kadın dayanışması, kentsel dönüşüm, aile bağları ve bireyin toplumsal koşullarla mücadelesi öne çıktı.

Yönetmenler, oyuncular ve yapım ekiplerinin seyircilerle buluşması, filmlerin perde arkasındaki yaratım sürecinin paylaşılmasına olanak sağladı.

Antalya’da festival heyecanı, yalnızca film gösterimleriyle değil, sinemacıların hikâyelerini izleyiciyle paylaştığı söyleşilerle de büyümeye devam ediyor.

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: