SİGORTA SEKTÖRÜNÜN COP31 VİZYONU ANTALYA’DA ŞEKİLLENİYOR

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Türk sigorta sektörünün iklim değişikliği, afet riskleri ve yeşil dönüşüm alanındaki önceliklerini kamuoyuyla paylaştı.

01 Eyl 2026 - 16:19 YAYINLANMA
01 Eyl 2026 - 17:08 GÜNCELLEME
SİGORTA SEKTÖRÜNÜN COP31 VİZYONU ANTALYA’DA ŞEKİLLENİYOR

TSB Yönetim Kurulu tarafından düzenlenen basın buluşmasında, COP31’in Türkiye açısından yalnızca uluslararası bir zirve değil, iklim risklerine karşı uygulanabilir finansman ve sigorta modellerinin geliştirilebileceği önemli bir platform olması gerektiği vurgulandı.

SİGORTA EVE DÖNÜŞÜYOR: ANTALYA’DA İŞBİRLİĞİ PLATFORMU

Toplantıda, COP31 kapsamında Antalya’da oluşturulması planlanan Sigorta Evi hakkında da bilgi verildi. Sigorta Evi’nin; sigorta ve reasürans şirketleri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, yatırımcılar, reel sektör, akademi ve sivil toplum arasında işbirliğini güçlendirecek bir platform olarak tasarlandığı belirtildi.

TSB yönetimi, bu yapı aracılığıyla iklim risklerinin yalnızca konuşulmasını değil, somut projelere, yeni finansman modellerine ve uluslararası iş birliklerine dönüştürülmesini hedefliyor.

SİGORTA SEKTÖRÜNDE 744 MİLYAR LİRALIK PRİM

Basın buluşmasında sektörün güncel ekonomik büyüklükleri de paylaşıldı. Buna göre 2026 yılı haziran sonu itibarıyla toplam prim üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 744 milyar liraya ulaştı.

Sektörün aktif büyüklüğü 4,4 trilyon lira, Türkiye ekonomisine sağladığı fon ise 3,6 trilyon lira seviyesine yükseldi. Aktif sigortalı sayısının da 34,7 milyona ulaştığı açıklandı.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS) toplam fon büyüklüğü 2,4 trilyon lira, tekil katılımcı sayısı ise 16,9 milyon kişi olarak kaydedildi.

HEDEF 2030: SİGORTA PENETRASYONUNDA YÜKSELİŞ

Toplantıda Türkiye’de sigorta penetrasyonunun yüzde 2,62 seviyesinde bulunduğu ve bu oranın sektör açısından önemli bir büyüme alanına işaret ettiği belirtildi.

TSB’nin hedefleri arasında 2030 yılına kadar sigorta penetrasyonunu yüzde 4,7 seviyesine çıkarmak ve toplam prim üretimini 50 milyar dolara ulaştırmak bulunuyor.

Birliğin değerlendirmesine göre, sigortacılığın büyümesi yalnızca sektörün finansal hacmini artırmakla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda vatandaşların, işletmelerin ve kamu kurumlarının karşı karşıya olduğu risklere karşı daha güçlü bir koruma mekanizması oluşturacak.

“SİGORTA SADECE HASAR ÖDEYEN BİR SİSTEM DEĞİL”

TSB Başkanı Ahmet Yaşar, iklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir tartışma olmadığını, ekonomik hayatın birçok alanında etkisini gösteren somut bir gerçeklik haline geldiğini belirtti.

Yaşar, şehirlerden tarıma, sanayiden enerji altyapısına kadar birçok alanın iklim kaynaklı risklerle karşı karşıya olduğunu ifade ederek sigortacılığın rolünün hasar meydana geldikten sonra ödeme yapmakla sınırlı görülemeyeceğini vurguladı.

Sigorta sektörünün sahip olduğu veri, risk modelleme, mühendislik ve finansal kapasitenin risk ortaya çıkmadan önce kullanılmasının önemine dikkat çeken Yaşar, şehirlerin, altyapıların, enerji yatırımlarının ve üretim tesislerinin planlama aşamasından itibaren risk yönetiminin sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Yaşar’a göre doğru risk analizi, risklerin azaltılması ve uygun şekilde paylaşılması hem yatırımların dayanıklılığını artırıyor hem de finansmana erişimi kolaylaştırıyor.

TÜRKİYE’NİN RİSK PAYLAŞIMI DENEYİMİ ÖNE ÇIKACAK

TSB Başkanı Yaşar, Türkiye’nin DASK ve TARSİM gibi kamu-özel sektör işbirliğine dayanan risk paylaşımı modellerinin COP31 kapsamında uluslararası tartışmalara katkı sağlayabileceğini belirtti.

Aşırı sıcaklıklar, doğal afetler, gelir kayıpları ve iklim kaynaklı ekonomik kırılganlıkların toplumun farklı kesimlerini etkilediğine dikkat çekilirken, iklim dayanıklılığının yalnızca binaların ve altyapıların korunmasından ibaret olmadığı ifade edildi.

Bu kapsamda insanların gelirlerini, yaşamlarını ve geleceklerini güvence altına alabilecek finansal mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

VERİ VE MODELLEME İLE RİSKLER ÖNCEDEN GÖRÜLECEK

TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu ise iklim riskleriyle mücadelede veri ve modelleme çalışmalarının kritik bir rol üstlendiğini belirtti.

Sigorta şirketlerinin sahip olduğu hasar verilerinin iklim modelleri ve ekonomik faaliyetlere ilişkin bilgilerle birlikte değerlendirilmesinin, yalnızca sigorta fiyatlamasında değil, risklerin önceden tespit edilmesi ve önlenmesinde de önemli bir karar destek sistemi oluşturabileceği ifade edildi.

Özellikle rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları, batarya depolama sistemleri ve yeşil sanayi projelerinin beraberinde yeni riskler getirdiğine dikkat çekildi. Bu yatırımların inşaat, yangın, operasyon, performans, iş durması ve tedarik zinciri gibi farklı risk alanları oluşturduğu belirtildi.

TSB’nin hazırladığı Türkiye İklim Riski ve Sigorta Çalışması ile hangi bölgelerin ve sektörlerin hangi iklim risklerine ne ölçüde maruz kaldığının daha net ortaya konulmasının hedeflendiği aktarıldı.

“COP31’İN BAŞARISI SOMUT PROJELERLE ÖLÇÜLECEK”

TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, COP31 hazırlıklarının yalnızca toplantı ve etkinliklerden oluşan bir süreç olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Obalı, afetler meydana geldikten sonra kaynak aramak yerine, risk gerçekleşmeden önce finansal koruma oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Sigorta, reasürans, risk havuzları ve alternatif risk transfer mekanizmalarının afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünü azaltabilecek araçlar olduğu belirtildi.

Sigorta Evi’nin temel hedefinin de tartışmaları uygulamaya dönüştürmek olduğu ifade edildi. Risk verilerinin karar alma süreçlerine dahil edilmesi, uluslararası ortaklıkların kurulması, yeni finansman imkanlarının geliştirilmesi ve pilot projelerin hayata geçirilmesi COP31 kapsamında öncelikli hedefler arasında gösterildi.

İKLİM RİSKLERİNE BİLİMSEL BAKIŞ

Toplantının özel konuğu Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da iklim değişikliğinin Türkiye ve dünya üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kurnaz, ülkelerin iklim risklerinden aynı şekilde etkilenmediğine dikkat çekerek, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu risklerin doğru analiz edilmesi ve buna uygun önlemlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

İklim değişikliğinin ekonomik ve toplumsal etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiğine dikkat çekilen toplantıda, sigorta sektörünün bu süreçte riskleri ölçen, yöneten ve finansal koruma sağlayan stratejik bir aktör olabileceği vurgulandı.

HEDEF DAHA GENİŞ KESİMLERE SİGORTA GÜVENCESİ

TSB Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek de sektörün 2026 yılının ilk yarısındaki performansına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Önümüzdeki dönemde sektörün öncelikleri arasında sigorta penetrasyonunun artırılması, koruma açığının azaltılması, sürdürülebilir teknik dengenin korunması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine ulaşması bulunuyor.

COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması ise Türkiye sigorta sektörü açısından uluslararası ölçekte yeni iş birlikleri ve finansman modellerinin geliştirilmesi için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Sigorta Birliği’nin mesajı ise net: İklim değişikliğine karşı dayanıklılık yalnızca çevre politikalarıyla değil, güçlü risk yönetimi ve finansal koruma mekanizmalarıyla da mümkün olacak.

Kaynak :
AA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: