AKCİĞER KANSERİNDE ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Akciğer kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını ve hastaların yaşam süresini doğrudan etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Eroğlu, hastalığın erken evrede tespit edilmesi durumunda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 90’ın üzerine çıkabildiğine dikkat çekerek, “Kanser öldürmüyor, geç teşhis öldürüyor” sözleriyle erken tanının önemini vurguladı.

24 Eki 2026 - 15:21 YAYINLANMA
24 Eki 2026 - 15:29 GÜNCELLEME
AKCİĞER KANSERİNDE ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Antalya’da düzenlenen 14. Ulusal Göğüs Cerrahisi Kongresi kapsamında değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu, akciğer kanserinin dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirtti. Hastalıkla mücadelede yeni cerrahi yöntemler, gelişmiş ilaçlar ve teknolojik uygulamalar önemli ilerlemeler sağlasa da erken tanının hayati önemini koruduğunu ifade etti.

AKCİĞER KANSERİNDE ERKEN TANI YAŞAM ŞANSINI ARTIRIYOR

Akciğer kanserinde tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biri, hastalığın hangi evrede teşhis edildiği. Erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi seçenekleri artarken, hastaların uzun süreli yaşam şansı da önemli ölçüde yükseliyor.

Prof. Dr. Eroğlu, erken evrede teşhis edilen akciğer kanserinde 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 90’ın üzerine çıkabildiğini, hastalığın ileri evrelerinde ise bu oranın yüzde 10’un altına düşebildiğini belirtti.

Bu farklılığın erken teşhisin önemini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Eroğlu, hastalığın belirtilerinin göz ardı edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Uzmanlara göre erken tanı, yalnızca yaşam süresini uzatmak açısından değil, uygulanabilecek tedavi yöntemlerinin belirlenmesi ve hastalığın kontrol altına alınabilmesi bakımından da büyük önem taşıyor.

SİGARA, AKCİĞER KANSERİNİN EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ

Akciğer kanserinin ortaya çıkmasında öne çıkan risk faktörlerinin başında sigara kullanımı geliyor. Tütün ürünlerine maruz kalmak hastalık riskini artırırken, uzun süreli sigara kullanımı özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum olarak değerlendiriliyor.

Prof. Dr. Eroğlu, akciğer kanseriyle mücadelede sigaranın yol açtığı riskler konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.

Uzun süren öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve nefes darlığı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Eroğlu, bu şikâyetleri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir hekime başvurmasının önemini dile getirdi.

Bu belirtilerin farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceğini hatırlamak gerekiyor. Ancak özellikle uzun süre devam eden veya giderek ağırlaşan şikâyetlerin değerlendirilmesi, olası hastalıkların erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabilir.

SİGARA KULLANANLAR TARAMA KONUSUNDA BİLİNÇLİ OLMALI

Akciğer kanserinde erken teşhis için yalnızca belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek yeterli olmayabilir. Özellikle belirli yaş ve risk gruplarındaki kişilerin hekim değerlendirmesiyle uygun tarama seçeneklerini ele alması önem taşıyor.

Prof. Dr. Eroğlu, sigara kullanan kişilerin risk durumlarına göre sağlık profesyonellerinin önerisi doğrultusunda tarama yaptırmalarının önemini vurguladı.

Akciğer kanserinin erken evrelerinde belirgin şikâyetler görülmeyebildiği için risk değerlendirmesi ve uygun tarama yöntemleri hastalığın daha erken saptanmasına katkı sağlayabiliyor. Bununla birlikte tarama kararı; kişinin yaşı, sigara kullanım geçmişi ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak hekim tarafından verilmelidir.

Erken tanı, hastalığın tedavi edilebilir bir aşamada yakalanması için önemli bir fırsat sunuyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin kontrollerini ertelememesi gerekiyor.

KAPALI CERRAHİ YÖNTEMLER HASTALARIN İYİLEŞME SÜRECİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR

Akciğer kanserinin tanı ve tedavisinde son yıllarda önemli teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Geçmişte göğüs kafesinin geniş bir kesiyle açılmasını gerektiren bazı ameliyatlar, günümüzde uygun hastalarda birkaç küçük kesiden kamera yardımıyla gerçekleştirilebiliyor.

Prof. Dr. Eroğlu, kapalı cerrahi yöntemlerin hastaların iyileşme sürecine önemli katkılar sağladığını belirtti.

Bu yöntemlerde daha küçük kesiler kullanılması, uygun hastalarda ameliyat sonrası ağrının azaltılmasına, hastanede kalış süresinin kısalmasına ve günlük yaşama dönüşün kolaylaşmasına yardımcı olabiliyor.

Eroğlu, bazı ağır ameliyatların ardından hastaların birkaç gün içerisinde taburcu edilebildiğini ifade ederek cerrahi teknolojilerdeki ilerlemelerin tedavi sürecine sağladığı katkıya dikkat çekti.

Bununla birlikte hangi cerrahi yöntemin uygulanacağı; tümörün evresi, konumu, hastanın genel sağlık durumu ve diğer klinik özellikler değerlendirilerek belirleniyor.

ROBOTİK CERRAHİ VE YENİ NESİL İLAÇLAR TEDAVİ SEÇENEKLERİNİ GENİŞLETİYOR

Akciğer kanserinin tedavisinde cerrahi yöntemlerin yanı sıra ilaç tedavileri de gelişmeye devam ediyor. Robotik cerrahi sistemleri, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler, uygun hastalarda değerlendirilebilen seçenekler arasında bulunuyor.

Prof. Dr. Eroğlu, özellikle akıllı ilaçlar ve immünoterapinin tedavi olanaklarını artırdığına işaret etti.

Hedefe yönelik ilaçlar, tümörün belirli moleküler özelliklerine göre etki gösterebilirken immünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı verdiği yanıtı güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu tedavilerin her hastada aynı sonucu vermediğini belirten uzmanlar, tedavi planının kişiye özel hazırlanmasının önemini vurguluyor.

Hastalığın türü, evresi ve tümörün biyolojik özellikleri; cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi gibi seçeneklerin değerlendirilmesinde belirleyici oluyor.

Tıptaki ilerlemeler, akciğer kanserinde tedavi seçeneklerini artırırken erken teşhisin önemini ortadan kaldırmıyor. Hastalığın mümkün olduğunca erken evrede belirlenmesi, uygun tedavi planının oluşturulmasına katkı sağlıyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE KANSER ARASINDAKİ İLİŞKİ

Prof. Dr. Eroğlu, bağışıklık sisteminin kanserle mücadeledeki rolüne de değindi. Vücudun bağışıklık sistemi, anormal hücreleri tanıma ve kontrol altında tutma süreçlerinde önemli görevler üstleniyor.

Eroğlu, yeni nesil tedavilerin bir bölümünün bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı yanıtını güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti.

Kanserin gelişimi ise yalnızca bağışıklık sisteminin durumuyla açıklanamıyor. Genetik değişiklikler, çevresel etkenler, tütün kullanımı ve farklı biyolojik süreçler hastalığın ortaya çıkışında rol oynayabiliyor. Bu nedenle bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik genel öneriler, kanseri kesin olarak önleyen yöntemler şeklinde değerlendirilmemeli.

İmmünoterapi de bağışıklık sistemini genel anlamda güçlendirmekten farklı olarak, belirli mekanizmalar üzerinden kanser hücrelerine karşı yanıt oluşturmayı amaçlayan tıbbi bir tedavi yaklaşımı olarak öne çıkıyor.

AİLESİNDE AKCİĞER KANSERİ ÖYKÜSÜ OLANLAR DA RİSKLERİNİ DEĞERLENDİRMELİ

Akciğer kanserinde aile öyküsü de dikkate alınması gereken unsurlar arasında yer alıyor. Ailesinde akciğer kanseri bulunan kişilerin, özellikle sigara kullanımı veya başka risk faktörleri de söz konusuysa hekimleriyle risk değerlendirmesi yapması önem taşıyor.

Bununla birlikte aile öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka akciğer kanserine yakalanacağı anlamına gelmiyor. Benzer şekilde ailede hastalık öyküsü bulunmaması da kanser riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Uzmanlar; sigaradan uzak durulması, tütün dumanına maruziyetin azaltılması, şüpheli belirtilerin değerlendirilmesi ve risk durumuna uygun sağlık kontrollerinin yapılmasını korunma ve erken tanı açısından önemli adımlar arasında gösteriyor.

UZMANLARDAN ORTAK MESAJ: BELİRTİLERİ ERTELEMEYİN

Akciğer kanseriyle mücadelede gelişmiş cerrahi teknikler ve yeni nesil ilaçlar umut veren seçenekler sunuyor. Ancak hastalığın ileri evrede tespit edilmesi, tedavi sürecini zorlaştırabiliyor ve yaşam beklentisini olumsuz etkileyebiliyor.

Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Eroğlu’nun açıklamaları, erken teşhisin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Eroğlu’nun “Kanser öldürmüyor, geç teşhis öldürüyor” sözleriyle dikkat çektiği temel nokta, hastalığın erken dönemde belirlenmesinin tedavi başarısı açısından taşıdığı kritik rol oldu.

Akciğer kanserine karşı mücadelede sigaradan uzak durmak, risk faktörlerini tanımak, uzun süren belirtileri ihmal etmemek ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurmak büyük önem taşıyor. Erken teşhis her vakada kesin iyileşme garantisi vermese de tedavi seçeneklerini ve yaşam şansını artırabilecek en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

 

Kaynak :
https://www.trthaber.com/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: