ÜLKER’DEN KEKOVA’YA HAYRANLIK: AKDENİZ’İN ATLANTİSİ

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Antalya’nın eşsiz doğal ve tarihi miraslarından Kaleköy, Üçağız ve Kekova’yı sosyal medya paylaşımıyla gündeme taşıdı. Bölgenin tarihini, batık kentini ve kendine özgü atmosferini anlatan Ülker, Kekova’yı “Akdeniz’in Atlantisi” benzetmesiyle değerlendirdi.

10 Ağu 2026 - 11:16 YAYINLANMA
10 Ağu 2026 - 11:39 GÜNCELLEME
ÜLKER’DEN KEKOVA’YA HAYRANLIK: AKDENİZ’İN ATLANTİSİ

Mavi yolculuk rotalarının önemli duraklarından biri olan Kekova çevresinin yalnızca deniz turizmiyle değil, binlerce yıllık Likya geçmişi ve su altında kalan tarihi kalıntılarıyla da özel bir değer taşıdığına dikkat çekti.

MASMAVİ SULARIN İÇİNDE TARİHİ BİR ROTA

Ülker, Kaleköy, Üçağız ve Kekova’nın mavi yolculuk rotasında yer almasa bile görülmeden geçilmemesi gereken yerler arasında bulunduğunu belirtti.

Özellikle yaz sezonunda bölgenin yoğun ilgi gördüğünü aktaran Ülker, her gün 3 binden fazla yerli ve yabancı turistin bölgeyi ziyaret ettiğini ifade etti.

Kaleköy’ün, antik Likya kenti Simena’nın günümüze ulaşan mirasını taşıdığını belirten Ülker, bölgedeki deneyimini de samimi ifadelerle anlattı.

Günün kalabalığı çekildikten sonra karaya çıktığını ve Kaleköy Kalesi’ne tırmandığını anlatan Ülker, ardından bölgedeki bir dükkâna uğradığını ve ilginç objeler satın aldığını aktardı.

LİKYA’NIN STRATEJİK LİMANLARI

Ülker’in paylaşımında bölgenin tarihsel geçmişine de geniş yer verildi.

Simena, bugünkü adıyla Kaleköy; Teimiussa, bugünkü Üçağız; Dolichiste, bugünkü Kekova Adası ve Aperlai ise Sıçak Yarımadası çevresinde bulunan önemli Likya yerleşimleriydi.

Bu kentlerin, Likya Birliği döneminde deniz ticaretinin kontrolünde önemli rol oynayan küçük ancak stratejik liman kentleri olduğu belirtildi.

Bölgenin en ihtişamlı döneminin MÖ 2. yüzyıldan MS 2. yüzyıla kadar uzandığı ifade edilirken, yaşanan büyük depremlerin ardından kıyının bir bölümünün yaklaşık 3 metre kadar çöktüğü ve bazı yapıların sular altında kaldığı aktarılıyor.

SUYUN ALTINDA KALAN BİR TARİH

Kekova’yı özel kılan en önemli unsurlardan biri, tarihi kalıntıların bugün hâlâ denizin altında görülebilmesi.

Taş merdivenler, iskeleler, yapı temelleri ve çeşitli kalıntılar, berrak Akdeniz sularının altında ziyaretçilere geçmişten izler sunuyor.

Ülker de bölgenin bu özelliğine dikkat çekerek, Kekova’nın tekneden dahi görülebilen batık kalıntılarıyla Akdeniz’in en dikkat çekici tarihi alanlarından biri olduğunu vurguladı.

Depremler sonrasında deniz seviyesinin altında kalan yapıların, yaklaşık 1800 yıllık bir geçmişin izlerini taşıdığı belirtiliyor.

“AKDENİZ’İN ATLANTİSİ” BENZETMESİ

Kekova, su altında kalan tarihi nedeniyle zaman zaman “Akdeniz’in Atlantisi” olarak tanımlanıyor.

Ancak bu benzetmenin tarihi bir efsaneye değil, bölgenin turistik anlatısına dayandığına dikkat çekiliyor. Kekova’nın Atlantis benzeri bir antik kayıp şehir efsanesiyle doğrudan bağlantısı bulunmuyor.

Kekova’nın asıl hikâyesi ise bir efsaneden çok daha somut: Tarih, jeoloji ve denizin birlikte şekillendirdiği gerçek bir batık kent.

Bu yönüyle bölge, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, geçmişte yaşanan jeolojik hareketlerin bıraktığı izlerle de dikkat çekiyor.

TARİH, DOĞA VE YAŞAYAN KÜLTÜR BİR ARADA

Kekova ve çevresi yalnızca su altındaki kalıntılarıyla değil, kıyıdaki yaşamıyla da farklı bir turizm deneyimi sunuyor.

Kaleköy’ün taş evleri, dar yolları, tarihi kalesi, Üçağız’ın sakin atmosferi ve Kekova’nın berrak suları, bölgeyi Antalya’nın en karakteristik destinasyonlarından biri haline getiriyor.

Murat Ülker’in paylaşımı da bu eşsiz coğrafyanın yalnızca deniz ve güneş turizmi açısından değil, tarih, kültür ve doğanın aynı rotada buluştuğu bir destinasyon olarak öne çıktığını bir kez daha gündeme getirdi.

KEKOVA’NIN GERÇEK HİKÂYESİ EFSANEDEN GÜÇLÜ

Kekova’nın “Atlantis” benzetmesiyle anılması dikkat çekici olsa da bölgenin gerçek hikâyesi zaten başlı başına etkileyici.

Yaklaşık iki bin yıl önce yaşanan depremlerle şekillenen kıyı ve bugün denizin altında görülebilen antik yapı kalıntıları, Kekova’yı Akdeniz’in en özgün kültür ve turizm noktalarından biri haline getiriyor.

Murat Ülker’in anlatımıyla yeniden gündeme gelen Kaleköy, Üçağız ve Kekova üçlüsü, Antalya’nın yalnızca sahilleriyle değil, suyun altında ve kıyısında korunan binlerce yıllık geçmişiyle de dünya turizminde taşıdığı değeri ortaya koyuyor.

 

Kaynak :
https://www.tourismtoday.net

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: