YARGITAY’DAN LOHUSALIK PSİKOZUNA DİKKAT ÇEKEN KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ömeroğlu, “Lohusalık psikozu, ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun” ifadelerini kullanırken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Temmuz 2025’te verdiği kararın, bu konuda doğrudan değerlendirme içeren ilk yüksek mahkeme kararı olduğunu açıkladı.
Antalya’da düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri kapsamında konuşan Ömeroğlu, 2021 yılında Kocaeli’de meydana gelen ve bebeğini doğumdan hemen sonra öldürdüğü gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan bir anneye ilişkin dosyada verilen kararı anlattı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, annenin olay sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının, Türk Ceza Kanunu’nun 34’üncü maddesi kapsamında ayrıca araştırılması gerektiğine hükmetti. Kurul, önceki incelemelerin bu yönden yeterli olmadığı gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozdu.
HAMİLELİĞİNİ FARK ETMEDEN DOĞUM YAPTI
Yargıtay kararına konu olay, 18 Ocak 2021’de Kocaeli’de meydana geldi. Üç kız çocuğu bulunan kadın, bel ağrısı şikayetiyle eşiyle birlikte hastaneye gitti.
Kadının, hastanede hamile olmadığını söylediği, kendisine ağrı kesici ve kas gevşetici enjeksiyon uygulandıktan sonra evine döndüğü belirtildi.
Eve döndükten sonra banyoya giren kadın, burada tek başına doğum yaptı. Kararda, kadının önceki gebeliklerinden birini de ancak gebeliğin ileri döneminde öğrendiği, son gebeliğinde ise karnının büyümediğini ve adet döngüsünün devam ettiğini belirterek hamile olduğunu fark etmediğini söylediği aktarıldı.
Kadının beyanına göre doğumdan sonra bebeğin göbek kordonunu kesmek amacıyla bıçak aldığı, bebeğin canlı olduğunu gördüğü ancak daha sonra yaşananları hatırlamadığı belirtildi.
Bebek, boyun ve karın bölgesindeki kesici alet yaralanmaları sonucu yaşamını yitirdi.
İLK RAPORDA CEZAİ EHLİYETİ TAM KABUL EDİLDİ
Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu 4’üncü İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, kadında cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bir akıl hastalığı ya da zeka geriliği bulunmadığı belirtildi.
Raporda ayrıca olay sırasında kişinin fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak bir ruhsal bozukluğa ilişkin tıbbi bulguya rastlanmadığı değerlendirildi.
Bu rapor doğrultusunda kadının cezai ehliyetinin tam olduğu bildirildi.
MAHKUMİYET KARARI YARGITAY’A KADAR ULAŞTI
Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, kadını nitelikli kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
Karara yapılan istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildi. Bunun ardından dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi de hükmü onadı.
Ancak dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gündemine geldi.
CEZA GENEL KURULU LOHUSALIK PSİKOZUNU AYRICA İNCELEDİ
Ceza Genel Kurulu, dosyayı incelerken lohusalık psikozunun ceza sorumluluğuna etkisi üzerinde ayrıca durdu.
Kararda, Türk Ceza Kanunu’nun 34’üncü maddesinde lohusalık psikozuna açıkça yer verilmediği, ancak maddenin gerekçesinde gebelik sonrasında ortaya çıkan psikozların geçici nedenler kapsamında değerlendirilebileceğine işaret edildiği belirtildi.
Kurul ayrıca önemli bir ayrım yaptı. Her lohusalık durumunun ruhsal bozukluk anlamına gelmediğine dikkat çekilirken, doğum sonrasında ortaya çıkan psikozun kişinin kusur yeteneğini etkileyip etkilemediğinin her olayın kendi koşulları içerisinde bilimsel olarak belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
YENİ ADLİ TIP RAPORU İSTENDİ
Ceza Genel Kurulu, olayın bütün koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi.
Bu kapsamda annenin hamile olduğunu fark etmemesi, banyoda ani ve beklenmedik şekilde tek başına doğum yapması, eşinin olay sonrasında kendisini donakalmış halde gördüğüne ilişkin anlatımı ve bebeği kurtarmak amacıyla sağlık kuruluşuna götürmeleri gibi unsurların yeniden ele alınması istendi.
Kurul, annenin olay sırasında algılama ve irade yeteneğini önemli ölçüde kaybetmesine neden olabilecek lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının yeni bir Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmesine hükmetti.
Önceki raporun yalnızca TCK’nın 32’nci maddesi kapsamında değerlendirme yaparak cezai ehliyetin tam olduğu sonucuna ulaşması, Ceza Genel Kurulu tarafından bu açıdan eksik inceleme olarak değerlendirildi.
TIBBİ KAYITLAR VE OLAYIN TÜM KOŞULLARI ARAŞTIRILACAK
Ceza Genel Kurulu kararında yeni incelemede yalnızca mevcut psikiyatrik değerlendirmelerin değil, olayın tıbbi ve fizyolojik boyutlarının da ele alınması gerektiği belirtildi.
Bu kapsamda annenin olay tarihine kadar tüm tıbbi kayıtlarının incelenmesi, fiziki muayene ve gözleminin yapılması istendi.
Ayrıca uygulanan ilaçların etkisi, olası tiroid bozukluğu, gebeliğin fark edilmemesinin tıbbi karşılığı ve ani doğumun psikotik bir travmaya yol açıp açamayacağı gibi unsurların da araştırılması gerektiğine hükmedildi.
Adli Tıp Kurumu’ndan, kişinin TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybedip kaybetmediğinin bilimsel olarak ortaya konulması istendi.
MAHKUMİYET KARARI OY ÇOKLUĞUYLA BOZULDU
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eksik incelemeye dayandığı sonucuna vardığı mahkumiyet kararını oy çokluğuyla bozdu.
Bu kapsamda Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin onama kararı kaldırıldı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı bozuldu.
Dosyanın yeniden değerlendirilmesiyle birlikte, annenin olay sırasında içinde bulunduğu ruhsal durumun ve bunun ceza sorumluluğuna etkisinin bilimsel veriler ışığında belirlenmesi gerektiği ortaya konuldu.
“DOĞRUDAN LOHUSALIK PSİKOZUNA İLİŞKİN İLK KARAR”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Antalya’daki Uluslararası Adli Tıp Günleri’nde kararın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ömeroğlu, daha önce doğrudan lohusalık psikozu ve bu sendromun ceza ehliyetine etkisi konusunda bir yüksek mahkeme kararı bulunmadığını belirterek, söz konusu dosyada önceki Adli Tıp değerlendirmesinin ağırlıklı olarak TCK’nın 32’nci maddesindeki ölçütler üzerinden yapıldığını ifade etti.
Ömeroğlu, Ceza Genel Kurulu’nun ise özellikle TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında geçici nedenler yönünden yeni bir değerlendirme yapılmasını istediğini açıkladı.
“CEZA EHLİYETİ BAKIMINDAN CİDDİ BİR SORUN”
Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu açısından ayrıca ele alınması gerektiğini belirterek, “Bu meselenin, ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.
Ceza Genel Kurulu kararında da önemli bir noktaya dikkat çekildi. Lohusalık döneminde suç işlenmiş olması, tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmiyor.
Bunun yerine kişinin olay sırasında içinde bulunduğu ruhsal durumun, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyip etkilemediğinin, her somut olay açısından bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararıyla birlikte, lohusalık psikozunun ceza ehliyeti bakımından değerlendirilmesinde TCK’nın 34’üncü maddesi çerçevesinde ayrıca araştırma yapılmasının önemi ortaya konulmuş oldu.
- Antalya
- hukuk
- adli tıp
- #Kocaeli
- Yargıtay
- Ahmet Ömeroğlu
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- lohusalık psikozu
- ceza ehliyeti
- ceza sorumluluğu
- Uluslararası Adli Tıp Günleri
- TCK 34
- TCK 32
- yüksek mahkeme