30 AĞUSTOS’TA “HABER” Mİ, GİZLİ REKLAM MI? BASININ EMEĞİ NEDEN YOK SAYILIYOR
30 Ağustos Zafer Bayramı yaklaşıyor.
Antalya’da belediyeler ve kamu kurumları, 30 Ağustos kapsamında düzenleyecekleri konser, etkinlik ve programların duyurularını basın kuruluşlarına göndermeye başladı.
Buraya kadar sorun yok.
30 Ağustos gibi milletimiz açısından büyük anlam taşıyan bir günün çeşitli etkinliklerle kutlanması elbette sevindirici.
Ama bir noktada durup sormak gerekiyor:
Bu gönderilenler gerçekten “basın bülteni” mi, yoksa haber kılıfına sokulmuş ücretsiz tanıtım ve reklam çalışmaları mı?
Çünkü önümüze gelen bazı içeriklere baktığımızda her şey hazır.
Başlık hazır.
Metin hazır.
Afiş hazır.
Sanatçının fotoğrafı hazır.
Belediye başkanının fotoğrafı hazır.
Slogan hazır.
Etkinliğin saati, yeri, programı hazır.
Gazetecinin yapması gereken neredeyse yalnızca “kopyala-yapıştır”…
Peki o zaman soralım:
Gazetecilik nerede?
İNTERNET HABER SİTELERİ SİZİN ÜCRETSİZ REKLAM PANONUZ MU?
Bugün Antalya’da yayın yapan yerel internet haber sitelerinin önemli bir bölümünün düzenli ve sürdürülebilir bir gelir kaynağı yok.
Ama yayın devam ediyor.
Gazeteci çalışıyor.
Muhabir sahaya çıkıyor.
Fotoğraf çekiliyor.
Haber yazılıyor.
Editör gece gündüz çalışıyor.
Sunucu parası ödeniyor.
Teknik altyapı ayakta tutuluyor.
Telefon, ulaşım, internet, ofis ve personel giderleri karşılanmaya çalışılıyor.
Ve bütün bunlar yapılırken birçok internet haber sitesi kamu yararı adına, vatandaşın haber alma hakkı adına ve çoğu zaman herhangi bir karşılık beklemeden yayın yapıyor.
Yani basın zaten kamu hizmeti veriyor.
Peki karşılığında ne istiyor?
Sadece emeğinin görülmesini…
Fakat iş belediyelerin etkinliklerine gelince tablo bir anda değişiyor.
Bir tarafta;
milyonlarca liralık organizasyon bütçeleri,
sanatçı ücretleri,
sahne, ses ve ışık giderleri,
reklam ve tanıtım bütçeleri…
Diğer tarafta;
haber üreten ama bunun karşılığında çoğu zaman tek kuruş alamayan yerel internet haber siteleri…
Bu adaletli mi?
KONSERE PARA VAR, BASINA YOK!
Şimdi biraz daha açık konuşalım.
Bir sanatçı getiriliyor.
Konser için ciddi bir bütçe ayrılıyor.
Sahne kuruluyor.
Ses sistemi kuruluyor.
Işık sistemi kuruluyor.
Afiş hazırlanıyor.
Tanıtım yapılıyor.
Sosyal medya reklamları hazırlanıyor.
Bütün bunlara para bulunuyor.
Ama konu basına gelince:
“Nasıl olsa haber yaparlar.”
Öyle mi?
Neden?
Neden basının emeği bedava kabul ediliyor?
Neden internet haber siteleri belediyelerin ücretsiz reklam ve tanıtım alanı olarak görülüyor?
DERYA ULUĞ… EYPIO… SADECE İKİ ÖRNEK!
30 Ağustos kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Derya Uluğ konseri…
Kepez Belediyesi’nin Eypio konseri…
Bunlar sadece birkaç örnek.
Muratpaşa Belediyesi ve Konyaaltı Belediyesi de farklı etkinlik ve çalışmalarında benzer biçimde hazırlanan içerikleri basın kuruluşlarına servis ediyor.
Dolayısıyla mesele artık tek bir belediye ya da tek bir etkinlik meselesi değildir.
Mesele, belediyelerin basın servislerinde giderek yerleşen bir uygulama anlayışıdır.
Etkinlik hazırlanıyor.
Afiş hazırlanıyor.
Başkanın fotoğrafı hazırlanıyor.
Sanatçının fotoğrafı hazırlanıyor.
Tanıtım metni hazırlanıyor.
Ve bütün bu materyaller basın kuruluşlarına gönderiliyor.
Sonra da bekleniyor:
“Basında yer alsın.”
Peki sevgili belediyeler…
Basın kuruluşu sizin reklam ajansınız mı?
BASIN SERVİSLERİ: SİZ GAZETECİ MİSİNİZ, REKLAM AJANSI MI?
Asıl sorgulanması gereken nokta burası.
Belediyelerin basın servisleri elbette kamuoyunu bilgilendirmekle görevli.
Basın bülteni hazırlamak da görevleri arasında.
Ancak basın bülteni ile reklam/tanıtım materyali arasındaki çizginin korunması gerekiyor.
Eğer bir içerik;
hazır başlık,
hazır spot,
hazır metin,
hazır görsel,
hazır afiş,
başkan fotoğrafı,
sanatçı fotoğrafı
ile birlikte basına servis ediliyorsa ve gazeteciden beklenen yalnızca bunu yayınlamaksa…
Burada artık gazetecilikten çok tanıtım faaliyetinden söz etmek gerekmez mi?
Gazeteci haber üretir.
Kurum tanıtım yapar.
Bu iki görev birbirine karıştırılmamalıdır.
“BASINDA YER ALDI” DEMEK BU KADAR KOLAY MI?
Bir belediyenin kendi hazırladığı metni yüzlerce internet sitesine gönderdiğini düşünün.
Ertesi gün onlarca internet sitesinde aynı başlık…
Aynı metin…
Aynı fotoğraf…
Aynı afiş…
Aynı slogan…
Sonra kurumun sosyal medya hesabından:
“Etkinliğimiz basında geniş yer buldu.”
Gerçekten öyle mi?
Yoksa kurumun hazırladığı tanıtım materyali ücretsiz olarak onlarca internet sitesinde yayımlandı mı?
Aradaki farkı artık konuşmamız gerekiyor.
BASININ GELİRİ YOK AMA SORUMLULUĞU ÇOK
Burada çok önemli bir noktayı tekrar hatırlatmak gerekiyor.
Yerel internet haber sitelerinin önemli bir kısmı bugün ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ediyor.
Gelir kaynakları sınırlı.
Reklam gelirleri sınırlı.
Personel giderleri var.
Teknik giderler var.
Vergiler var.
SGK var.
Sunucu var.
Ulaşım var.
Haber üretmenin maliyeti var.
Ama buna rağmen yayın yapılıyor.
Çünkü gazetecilik yalnızca ticari bir faaliyet değildir.
Gazetecilik aynı zamanda toplumun haber alma hakkını yerine getirme sorumluluğudur.
Ancak kamu yararına haber yapan basın kuruluşlarının da ekonomik olarak ayakta kalması gerekiyor.
Çünkü ayakta kalamayan basın, haber de üretemez.
YETKİLİ KURUMLARA SORUYORUZ!
Buradan başta;
@Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı
@RTÜK
@Basın İlan Kurumu
@Antalya Gazeteciler Cemiyeti
olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlara açıkça soruyoruz:
Kamu kurumlarının hazırladığı reklam ve tanıtım niteliğindeki içeriklerin “basın bülteni” adı altında internet haber sitelerinde ücretsiz olarak yayımlatılması konusunda herhangi bir düzenleme veya denetim mekanizması var mı?
Varsa nedir?
Yoksa neden yok?
Bir belediyenin hazırladığı;
afiş + sanatçı fotoğrafı + başkan fotoğrafı + slogan + hazır metin
internet haber sitesinde yayımlandığında bunun haber mi, tanıtım mı, reklam mı olduğuna kim karar veriyor?
Ve daha önemlisi:
Basının emeğini kim koruyor?
ANTALYA’NIN BELEDİYELERİNE DE SORUYORUZ
@Antalya Büyükşehir Belediyesi
@Kepez Belediyesi
@Muratpaşa Belediyesi
@Konyaaltı Belediyesi
Ve Antalya’nın diğer tüm ilçe belediyeleri…
Sizlere de açık bir sorumuz var:
Etkinliklerinize ayırdığınız bütçelerde basının emeğinin karşılığı neden yok?
Sanatçıya ödeme yapılıyor.
Sahneye ödeme yapılıyor.
Sese ödeme yapılıyor.
Işığa ödeme yapılıyor.
Tanıtıma ödeme yapılıyor.
Reklama ödeme yapılıyor.
Ama haber yapan gazeteciye gelince neden “nasıl olsa haber yapar” anlayışı devreye giriyor?
Bu yaklaşımın değişmesi gerekmiyor mu?
GAZETECİ SİZİN “BEDAVA REKLAM PANONUZ” DEĞİLDİR
Artık bu konunun açıkça konuşulması gerekiyor.
Basın kuruluşları belediyelerin ücretsiz reklam panosu değildir.
İnternet haber siteleri ücretsiz tanıtım platformu değildir.
Gazeteci kurumların hazırladığı reklam metnini ücretsiz olarak yayınlamak zorunda değildir.
Kamu kurumlarının etkinliklerini haber yapmak başka şeydir.
Kamu kurumunun hazırladığı tanıtım materyalini hiçbir editoryal katkı olmadan yayınlamak başka şeydir.
Bu ikisini birbirinden ayırmak zorundayız.
Çünkü mesele sadece para değildir.
Mesele gazeteciliğin itibarıdır.
Mesele basının bağımsızlığıdır.
Mesele kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır.
Mesele vatandaşın haber alma hakkıdır.
30 AĞUSTOS’UN RUHUNA YAKIŞAN BİR BASIN ANLAYIŞI GEREKİYOR
30 Ağustos Zafer Bayramı hepimizin ortak değeridir.
Kutlamalar yapılsın.
Konserler düzenlensin.
Sanatçılar gelsin.
Vatandaş eğlensin.
Kültür ve sanat etkinlikleri artsın.
Bunlara kimsenin itirazı yok.
Ama basının emeği de yok sayılmasın.
Kamu kurumları etkinliklerine bütçe ayırırken, bu etkinlikleri kamuoyuna duyuran yerel basının emeğini de hesaba katsın.
Çünkü:
BASIN EMEKTİR.
GAZETECİLİK MESLEKTİR.
HABER ÜRETMEK MALİYETTİR.
Ve artık şu anlayış değişmelidir:
“Nasıl olsa basın yayınlar.”
Hayır!
Basın yayınlamak zorunda değil.
Gazeteci, gazetecilik ilkeleri doğrultusunda haber değeri gördüğü içeriği haberleştirir.
Kurumun hazırladığı tanıtım materyalini ücretsiz yayınlamak ise başka bir meseledir.
ŞİMDİ SORUYORUZ:
@Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı
@RTÜK
@Basın İlan Kurumu
@Antalya Gazeteciler Cemiyeti
@Antalya Büyükşehir Belediyesi
@Kepez Belediyesi
@Muratpaşa Belediyesi
@Konyaaltı Belediyesi
Ve Antalya’daki tüm diğer belediyeler…
BASIN SERVİSLERİNİN HAZIRLADIĞI “HABER GÖRÜNÜMLÜ TANITIM” İÇERİKLERİ DAHA NE KADAR ÜCRETSİZ YAYINLATILACAK?
HABER İLE REKLAM ARASINDAKİ ÇİZGİYİ KİM ÇİZECEK?
İNTERNET HABER SİTELERİNİN EMEĞİNİ KİM KORUYACAK?
KAMU KAYNAKLARIYLA HAZIRLANAN TANITIMLARIN BASIN ÜZERİNDEN ÜCRETSİZ DAĞITILMASI NE KADAR DOĞRU?
Ve en önemlisi:
30 AĞUSTOS’TA “HABER” Mİ OKUYACAĞIZ, YOKSA HABER KILIĞINA SOKULMUŞ GİZLİ BİR REKLAM MI?
Artık bu soruların cevabını verme zamanı gelmedi mi?
Antalya yerel basını adına soruyoruz.