NEREDEN NEREYE 1 MAYIS

01 May 2026 - 09:18 YAYINLANMA
Türkçede öyle güzel söz ve sözcükler vardır ki, duyanları hayran bırakır. Örneğin "soylu" ve "soysuz" sözcükleri gibi.
Soylu sözcüğü bir geçmişi, öyküsü ve anlamı olan olay ve durumlar için kullanılırken, soysuz sözcüğü de tam tersi durum ve olaylar için kullanılır.
Bu yüzden 1 MAYIS'A böyle bakmak gerekecek, gelinen son yaşananlardan sonra.
Bu gün her yerde yaşanan ve kutlanan "1 Mayıs"ın kökenine ve dününe daha açık bir anlatım ile soyuna bakacak olursak, ne görürüz. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın Dünya ve Türkiye Tarihindeki yeri.
Dünyada 1 Mayıs'ın geçmişi, 1856'da, Avustralya Melbourne'de Taş ve inşaat işçileri, 8 saatlik iş günü talebiyle bir yürüyüş düzenlerler; bu dünya tarihinde 1 Mayıs’ın ilk adımı sayılır
Daha sonra 1886'da ABD Chicago'da tekstil işçileri günlük 12 saat, haftada da 6 gün çalışmaya karşı, 8 saat çalışma isteği ile 500 bin işçi iş bırakır.
Çalışma koşullarının zorluğu, geniş çalışan, işçi kesiminde büyük rahatsızlık yaratır ve 1 Mayıs'taki direnişi sürdürürler. Bu kez de, 4 Mayıs 1886'da Chicago'daki Haymarket Meydanındaki gösteriler sırasında olaylar çıkar, polis ve işçiler ölür, bunun üzerine. 4 işçi lideri (Albert Parsons, Adolph Fischer, George Engel, August Spies) idam edilir.
Sanayi Devriminin etkisi ile ortaya çıkan bir emekçi kesim ve işçi sınıfı var olmuştur, bunun sonucunda da, 1889'da Paris'te toplanan II. Enternasyonal’de, Fransız işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” ilan edilir ve İlk küresel kutlama da 1890 yılında yapılır.
Çalışanların günlük 8 saatlik çalışma isteği ve mücadelesi 19. yüzyılın başlarında başlasa da, yasal olarak kabulü ve uygulanması ancak 20. yüzyılın başlarına denk gelir.
Özellikle 1 Mayıs 1886'da ABD'de başlayan büyük grevlerin ardından, 1916'da Avusturalya Viktorya'da 8 Saat Çalışma Yasası uygulaması ile diğer ülkelere de yayılmıştır.
Türk tarihi açısından olaya bakar isek, İlk kutlama 1911 Selanik’te tütün, pamuk ve liman işçileri tarafından yapılmıştır, bunu 1912 yılında İstanbul’da yapılan kutlama izlemiştir.
Osmanlı'nın Üsküp ve Selanik gibi bazı yerlerinde, Türk, Rum, Yahudi, Bulgar işçiler kol kola yürümüşlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile birlikte Ankara’da, biraz da Sovyetler Birliği ile olan dostlukla çerçevesinde 1922 yılında sembolik olarak ilk kez, 1923 yılında da resmi olarak "İşçi Bayramı" kutlaması yapılmıştır.
13 Şubat 1925'de çıkan Şeyh Said İsyanı üzerine, yeni kurulan Cumhuriyet, mecliste 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu yayınlamış, ülkede "huzurun sağlanması" amacıyla irtica, isyan ve gösteri gibi eylemleri yasaklamıştır.
1 Mayıs İşçi Bayramı, Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 1925'te çıkan Takrir-i Sükûn Yasası ile grev, sendika ve gösteriler yasaklandı ise de, sonraki yıllarda kontrollü kutlamalara izin verilmiş; 1935 yılında ise 1 Mayıs çalışanlara "Bahar Bayramı" olarak ücretsiz tatil günü ilan edilmiştir.
Ülkede işçi ve aydın kesimin talepleri doğrultusunda uzun yıllar sonra 1976 yılında ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması, Taksim'de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından gerçekleştirilmiştir.
Toplumun eğitim ve bilinç düzeyinin yükselmesi, halkın bilinçlenmesi ve örgütlenmesi, devleti yönetenler dahil birçok kesimde tereddütler yaratmıştır.
İstanbul Taksim Meydanı'nda yurdun dört bir yanından gelen yüz binlerce kişi 1977 1 Mayıs'ında kutlamalarına katılmıştır.
Bir Hacettepe Üniversitesi öğrencisi olarak benim de arkadaşlarım ile katıldığım 1977 1 Mayıs'ı kanlı bir şekilde bitmiştir.
Taksim Meydanına yurdun dört bir yanından gelen binlerce işçi, öğrenci, yurttaş büyük bir heyecan yaratmış, güç sahibi birileri bu durumdan rahatsız olmuştur.
Taksim su deposu üstünden, Kazancı Yokuşundan ve meydanın içinden yapılan yaylım ateşi ile onlarca kişi yaşamını kaybetmiş, yüzlerce kişi de ezilmiş, yaralanmıştır.
İktidarlar istemeye istemeye 1978'de Taksim'de miting yapılmasına izin vermişler, yüz binlerce kişi tarafından da Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs coşku ile kutlanmıştır.
Önceki yıllardaki kalabalık ve heyecan iktidar sahiplerini endişelendirmiş ve 1979'da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul'da miting yapılmasına izin vermediği gibi, sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Onca kısıtlamaya rağmen yurdun dört bir yanından gelenler ve İstanbullular, sokaklarda binlerce kişi ile korsan 1 Mayıs kutlaması yapmışlardır.
1980 yılında ülkede 1 Mayıs kutlaması yasaklanırken, yalnız Mersin'de kutlamaya izin verilmiştir.
Ülke bir 12 Eylül 1980 darbesi yaşamış ve ardından gelen baskılar toplum kesimleri üstünde oldukça olumsuz etkiler bırakmış, 12 Eylül 1980 darbesi ile de, 1 Mayıs bayram statüsünden çıkarılıp, kutlamalar yasaklanmıştır.
2008 Nisan ayına gelindiğinde, TBMM 1 Mayıs'ı "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanmasını kabul edilmiş, 22 Nisan 2009'da da, 1 MAYIS resmî tatil ilan edilmiştir.
Başlangıçta İşçilerin 8 saatlik iş günü, adil ücret, iş sağlığı-güvenliği, sendikal haklar gibi taleplerin dile getirildiği birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs ve Taksim Meydanı bir mücadelenin simgesi olmuştur.
Günlük yaşamda sosyal ağların ve medyanın yaygınlaşması ve kişilerin kolay ulaşabilmeleri sebebiyle, 1 MAYIS KUTLAMALARI çok geniş bir kesim tarafından yapılsa da, olayın bir sınıfsal niteliği çoğu kişilerce görmezlikten gelinmektedir.
Sanayi devriminin yarattığı MAVİ YAKALI işçiler ile beyaz yakalılar bir siyasi bilinç sonrası bir araya gelmişlerdir.
Günümüz dünyası artık ENDÜSTRİ 5.0'ı yaşayıp, üretimde robotların emekçilerin yerini alması, hakim sınıfların 1970'ler ve 1980'lerde yaşadıkları sosyal ve siyasal toplum bilinçlenmesinden rahatsızlıkları sonucunda, eğitim ve diğer yollarla sınıf bilinci yok edilmiş, toplumda EMEK SERMAYE çelişkisi ve bilinci yerine;
Etnik ve mezhepsel/ inanç boyutlu örgütlenme ve bilinç ön plana çıkarılmıştır.
Sokaklar Lümpen yapılar ile doldurulmuştur. Sınıf bilincinden yoksun, hatta bihaber, belli bir toplumsal duruşu olmayan, üretim süreçleri dışında kalmış, günübirlik yaşayan, yoksul, kültürel olarak yozlaşmış kişilerden ve gruplardan oluşan bir yapı yaratılmıştır.
Toplumda yozlaşma ve soysuzlaşma o boyuta ulaşmıştır ki, sınıf bilinci olması gereken sendikalar bile, burjuva özentisi ile yaşam şekillendirmişler ve örgüt yapıları kurmuşlardır.
Artık, KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, ya hep beraber, ya hiçbirimiz sadece sloganda bir anlam taşır olmuştur.
Bu yüzden, emek- sermaye çelişkisini bilen, sınıf bilinci olan yurtsever insanların 1 MAYIS İŞÇİ ve EMEKÇİ BAYRAMI KUTLU OLSUN!..
 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: