ALEVLERİN ÖNÜNDE CİNSİYET DEĞİL, CESARET VAR

ANTALYA’DA KADIN İTFAİYECİLER, YANGINDAN DOĞAL AFETLERE KADAR EN ZOR ANLARDA ERKEK MESLEKTAŞLARIYLA OMUZ OMUZA GÖREV YAPIYOR. ONLARI MESLEĞİN AĞIRLIĞINDAN ÇOK, “KADINDAN İTFAİYECİ OLUR MU?” ÖN YARGISI ZORLUYOR.

09 Ağu 2026 - 10:48 YAYINLANMA
09 Ağu 2026 - 11:08 GÜNCELLEME
ALEVLERİN ÖNÜNDE CİNSİYET DEĞİL, CESARET VAR

Antalya’da yangın, sel, deprem, patlama, çökme, kurtarma ve mahsur kalma gibi çok sayıda olayda görev yapan itfaiye ekiplerinin içinde kadınlar da önemli bir sorumluluk üstleniyor. İtfaiye araçlarını kullanan, ağır ekipmanlarla yangına giren, hortum taşıyan, merdivenlere tırmanan ve kurtarma çalışmalarına katılan kadın itfaiye erleri, sahadaki performanslarıyla yıllardır süregelen “bu iş kadınlara göre değil” algısına cevap veriyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde kent genelindeki 48 itfaiye istasyonunda görev yapan ekipler, yalnızca yangınlara değil, doğal afetlerden trafik kazalarına, kurtarma operasyonlarından mahsur kalma vakalarına kadar çok farklı olaylara müdahale ediyor.

Bu zorlu görevlerin arasında kadın itfaiye erleri de erkek meslektaşlarıyla aynı eğitimlerden geçiyor, aynı ekipmanları kullanıyor ve olay yerine ulaştıklarında aynı sorumluluğu taşıyor.

Ancak kadın itfaiyecilerin anlattığına göre sahadaki en büyük mücadele, yangının sıcaklığı değil, toplumun bakış açısı.

“NASIL YANİ, SİZ Mİ SÖNDÜRECEKSİNİZ?”

Antalya İtfaiyesi’nde 6 yıldır görev yapan 28 yaşındaki Betül Erdal, itfaiyeciliği henüz 14 yaşındayken seçti. İtfaiyecilik Lisesi ile başlayan meslek yolculuğu, bugün onu yangınların ve kurtarma operasyonlarının tam ortasına taşıdı.

Erdal, mesleğe başladığı ilk günden bu yana kadın itfaiyecilere yönelik şaşkınlığın değişmediğini belirtiyor.

Vatandaşlardan zaman zaman “Nasıl yani, siz mi söndüreceksiniz?” veya “Siz mi yapacaksınız?” şeklinde tepkiler aldıklarını anlatan Erdal, ön yargıları kırmanın en etkili yolunun ise işi sahada göstermek olduğunu söylüyor.

Erdal’a göre kadın itfaiyeciler, aldıkları eğitim ve sahadaki deneyimleriyle kendilerini sürekli kanıtlamak zorunda bırakılıyor.

İlk kez alevlerin karşısına çıktığı günü de unutmadığını anlatan Erdal, o anda yaşadığı korkuyu görev bilincinin geride bıraktığını ifade ediyor.

Yangının içinde yardıma ihtiyacı olan insanların bulunduğunu bilmenin kendisine güç verdiğini belirten Erdal, fiziksel zorlukların eğitim ve uygulamalarla aşılabildiğini ancak insanların bakış açısını değiştirme sürecinin daha uzun sürdüğünü dile getiriyor.

“ÖN YARGILARA DEĞİL, KENDİLERİNE İNANSINLAR”

Kadınların itfaiyecilik mesleğine yönelmesini isteyen Erdal’ın mesajı ise oldukça net:

“Ön yargılara değil, kendilerine inansınlar.”

Erdal, bu mesleği yapmak isteyen kadınların cesaretlerini ve isteklerini kaybetmemesi gerektiğini vurgularken, kendine güvenen ve eğitimini sürdüren herkesin bu mesleğin üstesinden gelebileceğini düşünüyor.

Onun hikâyesinde dikkat çeken nokta ise mesleğe tesadüfen değil, çok küçük yaşta bilinçli bir tercihle başlamış olması.

“KADINDAN İTFAİYECİ OLUR MU?” SORUSU HÂLÂ SORULUYOR

29 yaşındaki Seda Özyurt ise Sağlık Meslek Lisesi'nde eğitim gördüğü sırada yaptığı stajın ardından itfaiyeciliğe yöneldi.

Meslekte 6 yılı geride bırakan Özyurt, ailesinden ve çevresinden yıllar boyunca “Kadından itfaiyeci olur mu?” ve “O hortumları nasıl taşıyacaksınız?” gibi sorular duyduğunu anlatıyor.

Özyurt’a göre kadın ya da erkek fark etmeksizin itfaiyecilik herkes için zor bir meslek.

Yangına girerken kullanılan ekipmanların ciddi bir ağırlık oluşturduğunu belirten Özyurt, buna rağmen toplumda hâlâ kadınların bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağının tartışılmasını dikkat çekici buluyor.

“HORTUM BİZİM İÇİN EN BASİT VE EN HAFİF EKİPMANLARDAN BİRİ”

Özyurt’un sözleri, kadın itfaiyecilerin karşılaştığı ön yargının boyutunu ortaya koyuyor.

Yangına müdahale sırasında üzerlerinde çok sayıda ağır ekipman bulunduğunu belirten Özyurt, buna rağmen insanların hâlâ hortum taşıma konusunda kadınların yeterliliğini sorguladığını söylüyor.

Oysa ona göre hortum, yangın sırasında kullandıkları ekipmanlar arasında en basit ve en hafif olanlardan biri.

Özyurt, asıl belirleyici unsurun cinsiyet değil, eğitim, deneyim, ekip çalışması ve mesleğe duyulan bağlılık olduğunu vurguluyor.

“İnsan sevdiği zaman bir şekilde her şeyi yapabiliyor” diyen Özyurt, itfaiyeciliğin yalnızca fiziksel güçle yapılabilecek bir meslek olmadığını da ortaya koyuyor.

KORKU, YERİNİ HEYECANA BIRAKIYOR

İlk kez alevlerin içine girdiğinde büyük bir heyecan yaşadığını anlatan Özyurt, yangın anında korkunun doğal olduğunu ancak zamanla bu duygunun farklı bir enerjiye dönüştüğünü söylüyor.

Özyurt’un anlatımında itfaiyeciliğin en dikkat çekici yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tehlikenin içine girmek, onun için kaçılması gereken bir durumdan çok görevini yerine getirmenin bir parçası.

Çocukluğundan beri hareketli ve aksiyonlu mesleklere ilgi duyduğunu belirten Özyurt, yıllar geçmesine rağmen yangın anındaki heyecanını kaybetmediğini ifade ediyor.

BAZI YANGINLAR HAFIZADAN HİÇ SİLİNMİYOR

İtfaiyecilerin görevi yalnızca yangını söndürmekten ibaret değil. Bazen olay yerinde karşılaşılan görüntüler ve yaşanan kayıplar, meslek hayatı boyunca hafızada taşınıyor.

Özyurt’un unutamadığı olaylardan biri de iki kadının yaşamını yitirdiği bir ev yangını.

Yangına giderken içeride iki kişinin bulunduğundan habersiz olduklarını anlatan Özyurt, hayatını kaybedenleri soğutma çalışmaları sırasında fark ettiklerini söylüyor.

Manavgat yangını, seller ve diğer doğal afetler de meslek hayatında iz bırakan olaylar arasında yer alıyor. Ancak Özyurt’un hafızasında en derin yeri, o ev yangını tutuyor.

Bu anlatım, itfaiyeciliğin yalnızca fiziksel dayanıklılık değil, aynı zamanda güçlü bir psikolojik dayanıklılık da gerektirdiğini gösteriyor.

KÜÇÜK KIZLARIN GÖZÜNDE BÜYÜYEN BİR MESLEK

Kadın itfaiyecilerin karşılaştığı her tepki olumsuz değil.

Özyurt, vatandaşlardan zaman zaman “Kadınları her yerde görmek bizi çok mutlu ediyor” şeklinde destekleyici yorumlar aldıklarını söylüyor.

Ancak onu en fazla mutlu edenler ise çocukların tepkileri.

Özellikle kız çocuklarının kadın itfaiyecileri gördüğünde heyecanlandığını, fotoğraf çektirmek istediğini anlatan Özyurt, bu ilgiyi yalnızca bir hayranlık olarak değil, geleceğe dair önemli bir mesaj olarak görüyor.

Çünkü bugün itfaiye aracının yanında duran bir kadın itfaiyeciyi izleyen küçük bir kız çocuğu, yarın aynı üniformayı giymeyi hayal edebilir.

Özyurt, bu mesleği seçmek isteyen kadınlara ise önce kendilerini geliştirmelerini, vazgeçmemelerini ve hedeflerinin üzerine gitmelerini tavsiye ediyor.

Ancak mesleğin zorluklarının da bilinmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.

İTFAİYECİLİKTE ZORLUKLARIN CİNSİYETİ YOK

Antalya İtfaiyesi'nde kadın ve erkek itfaiyecilerin birlikte görev yaptığı sahada, olayın niteliğine göre herkes ekip içerisindeki sorumluluğunu yerine getiriyor.

Ağır müdahale araçlarının kullanılması, yüksek merdivenlere çıkılması, yoğun duman altında çalışılması, ağır ekipman taşınması ve uzun süreli operasyonlar fiziksel dayanıklılık gerektiriyor.

Ancak kadın itfaiyeciler, bu zorlukların kadın ya da erkek için ayrı ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor.

Çünkü yangın sahasında ihtiyaç duyulan şey yalnızca güç değil; doğru karar verebilmek, eğitimi uygulayabilmek, ekip arkadaşına güvenmek ve kritik saniyelerde soğukkanlı kalabilmek.

“BENİ EN ÇOK KENDİ ARKADAŞIMI KURTARMAK ZORLADI”

İtfaiyecilerin yaşadığı psikolojik yükün bir başka boyutunu ise 32 yaşındaki Hüseyin Zengin anlatıyor.

Lise yıllarından itibaren itfaiyeciliğe ilgi duyan Zengin, Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle tamamladı.

Meslekte çok farklı olaylarla karşılaştığını belirten Zengin, zaman içerisinde en ağır görüntülere ve acılara dahi profesyonel olarak müdahale etmeyi öğrendiklerini ifade ediyor.

Ancak onun için en zor olaylardan biri, kendi arkadaşını kurtarmak zorunda kaldığı an olmuş.

Zengin’in anlattıkları, itfaiyecilerin olay yerinde yalnızca başkalarının hayatını değil, zaman zaman kendi ekip arkadaşlarının hayatını da korumak zorunda kaldığını gösteriyor.

“BİR KEDİYİ, BİR ÇOCUĞU KURTARMAK BÜTÜN YORGUNLUĞA DEĞER”

Zengin’e göre itfaiyecilik, vatandaşın başına bir olay gelmeden yeterince fark edilmeyen mesleklerden biri.

Ancak büyük yangınlar ve afetlerin ardından itfaiyecilerin üstlendiği hayati görev daha görünür hale geliyor.

Zengin, özellikle son yıllarda yaşanan orman yangınları ve büyük yangınların ardından toplumda itfaiyecilik konusunda daha fazla farkındalık oluştuğunu düşünüyor.

Onun için mesleğin en büyük karşılığı ise kurtarılan hayatlar.

Bir insanın, bir çocuğun ya da bir hayvanın hayata yeniden tutunmasına yardımcı olmanın bütün yorgunluğa değdiğini belirten Zengin, dünyaya yeniden gelse aynı mesleği yine tercih edeceğini söylüyor.

ANTALYA’NIN ALEVLERLE MÜCADELESİNDE KADINLAR DA VAR

Antalya gibi yaz aylarında yangın riski yüksek, aynı zamanda sel, fırtına ve farklı doğal afetlerle karşı karşıya kalabilen bir kentte itfaiye ekiplerinin sorumluluğu oldukça geniş.

Kadın itfaiyeciler ise bu büyük organizasyonun yalnızca bir parçası değil, sahada aktif görev alan ekip üyeleri.

Onların hikâyesi, itfaiyeciliğin yalnızca fiziksel güç üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yangının karşısında cinsiyet değil eğitim, cesaret, dayanıklılık, ekip ruhu ve görev bilinci öne çıkıyor.

Antalya’da alevlere karşı mücadele eden kadın itfaiyecilerin verdiği mesaj da tam olarak burada anlam kazanıyor:

ÖN YARGILAR GERİDE KALSIN, GÖREVİN ÖNÜ AÇILSIN.

Çünkü yangın anında kimsenin “Bu işi kadın mı yapacak?” diye sormaya zamanı yok.

O anda önemli olan, hayat kurtaracak kişinin görevini ne kadar iyi yaptığı.

 

Kaynak :
https://www.antalyaekspres.com.tr/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: