ANTALYA’DA SU İÇİN ENERJİ ALARMI
Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, Antalya’nın gelecekte karşı karşıya kalabileceği su sorunlarının yalnızca su kaynakları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, su güvenliği ile enerji güvenliğinin birlikte planlanması çağrısında bulundu.
Tat, kentte su krizinin giderek daha fazla gündeme geldiğini ancak suyun kuyulardan çıkarılması, arıtılması, depolanması ve vatandaşlara ulaştırılması için gerekli enerji altyapısının yeterince tartışılmadığını ifade etti.
“Antalya’da su krizini konuşuyoruz. Ancak o suyu musluğa ulaştıracak elektriği yeterince konuşmuyoruz” diyen Tat, su kaynaklarındaki azalmanın enerji ihtiyacını da artıracağına dikkat çekti.

SU AZALDIKÇA ENERJİ İHTİYACI ARTACAK
Antalya’nın özellikle yeraltı su kaynaklarına yönelik baskının artması halinde suyun daha derinlerden çıkarılmasının gerekebileceğini belirten Şaban Tat, bunun doğrudan elektrik tüketimine yansıyacağını söyledi.
Tat, suyun kuyudan çıkarılmasının kendiliğinden gerçekleşmediğini, pompaların çalışması gerektiğini ve suyun arıtma tesislerinden depolara, oradan da konutlara ulaştırılması için kesintisiz enerjiye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Bu nedenle su kaynaklarının azalması ile enerji ihtiyacının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Tat, geleceğe yönelik planlamalarda iki başlığın aynı çerçevede ele alınması gerektiğini kaydetti.
DENİZ SUYU SEÇENEĞİ DE ENERJİYE BAĞLI
Antalya’nın gelecekte su ihtiyacının karşılanmasında deniz suyunun arıtılmasının gündeme gelebileceğine dikkat çeken Tat, bu seçeneğin de güçlü bir enerji altyapısını zorunlu kıldığını belirtti.
Tat, “Denizimiz var, suyu arıtırız” yaklaşımının tek başına yeterli olmadığını, deniz suyunun arıtılması için yüksek miktarda ve süreklilik arz eden enerjiye ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Enerji arzında yaşanabilecek kesintilerin yalnızca günlük yaşamı değil, kentin su sistemini de doğrudan etkileyebileceğini belirten Tat, kuyuların, pompaların ve arıtma tesislerinin elektrik enerjisine bağlı olduğuna işaret etti.
ELEKTRİK KESİNTİSİ SU SORUNUNA DÖNÜŞEBİLİR
Tat, suyun depolanabilmesine karşın elektriğin aynı ölçekte ve uzun süre boyunca depolanmasının daha farklı bir altyapı gerektirdiğini belirterek, enerji güvenliğinin su hizmetlerinin devamlılığı açısından kritik olduğunu söyledi.
Özellikle kuyular, pompalar ve arıtma tesislerinin enerji kesintilerinden doğrudan etkilenebileceğini ifade eden Tat, elektrik altyapısındaki herhangi bir aksamanın kısa sürede su hizmetlerine yansıyabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle Antalya’nın yalnızca mevcut su kaynaklarını değil, bu kaynakların çıkarılması, işlenmesi ve dağıtılması için ihtiyaç duyulacak enerji kapasitesini de bugünden hesaplaması gerektiğini söyledi.
COP31 ÖNCESİ ANTALYA’NIN ENERJİ İHTİYACI GÜNDEMDE
COP31’in 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olması nedeniyle kentin enerji geleceğinin ayrıca ele alınması gerektiğini belirten Tat, dünyada elektrifikasyon eğiliminin hızlandığını ifade etti.
Antalya’nın gelecekteki elektrik ihtiyacının yalnızca mevcut nüfus ve geçmiş tüketim verileri üzerinden hesaplanamayacağını dile getiren Tat; turizm hareketliliği, artan klima kullanımı, elektrikli araçlar, raylı sistemler, tarımsal sulama, su kuyuları ve olası deniz suyu arıtma tesislerinin enerji talebinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tat, Antalya’nın özellikle turizm sezonunda artan nüfus hareketliliğini de dikkate alan uzun vadeli enerji projeksiyonlarına ihtiyaç olduğunu belirtti.
YENİ YERLEŞİMLERDE ENERJİ ALTYAPISI ÖNCEDEN PLANLANMALI
Antalya’nın büyüyen yerleşim alanlarında enerji altyapısının yapılaşma tamamlandıktan sonra değil, imar ve planlama aşamasında ele alınması gerektiğini vurgulayan Tat, trafo alanları ve enerji hatlarının önceden belirlenmesinin önemine dikkat çekti.
Su tesislerinin de olası enerji kesintilerine karşı yedek enerji ve depolama sistemleriyle güçlendirilmesi gerektiğini belirten Tat, altyapı yatırımlarında gelecekteki ihtiyaçların bugünden hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
COP31’İN KALICI MİRASI ALTYAPI OLMALI
Tat, Antalya’nın COP31 sürecini yalnızca zirve kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerle sınırlı değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.
İklim değişikliğine dayanıklı su ve enerji altyapısının, Antalya açısından uzun vadeli bir kazanım oluşturabileceğini belirten Tat, kentte iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklı bir altyapı oluşturulmasının önemine işaret etti.
Şaban Tat, değerlendirmesini şu ifadeyle tamamladı:
“Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız.”
- Antalya
- enerji güvenliği
- #COP31
- Şaban Tat
- su altyapısı
- elektrik altyapısı
- Elektrik Mühendisleri Odası
- COP31 Antalya
- Antalya su kaynakları
- Antalya su krizi
- Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi
- Antalya su güvenliği
- su ve enerji güvenliği
- Antalya enerji altyapısı
- deniz suyu arıtma
- yeraltı suyu
- Antalya iklim değişikliği
- Antalya elektrik tüketimi
- sürdürülebilir altyapı