ADALETİN BİLİMİ ANTALYA’DA BULUŞTU: GÜNDEMDE YAPAY ZEKA VE DEEPFAKE
21’inci Uluslararası Adli Tıp Günleri, Antalya’da “Dünyada Bağımlılık ve Bilirkişilik” ana temasıyla başladı. Adalet, bilim ve yargı dünyasını Antalya’da buluşturan kongrede uyuşturucu ve yeni nesil psikoaktif maddelerden yapay zekâya, deepfake görüntü ve seslerden yeni nesil DNA teknolojilerine kadar adli bilimlerin geleceğini ilgilendiren çok sayıda konu masaya yatırılıyor.
Adalet Teşkilatını Geliştirme Vakfı (ATGV) tesislerinde gerçekleştirilen kongreye, Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtadan 40 ülkenin temsilcileri katılıyor. Yaklaşık 1.150 katılımcının yer aldığı bilimsel programda, 47’si farklı ülkelerden olmak üzere 175 konuşmacı, panelist ve oturum başkanı görev yapıyor. Kongre kapsamında 194 bilimsel bildiri, 28 oturum ve 6 farklı kurs düzenleniyor.

YARGI VE BİLİM DÜNYASI ANTALYA’DA BULUŞTU
Kongrenin açılışına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Kocaman ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan başta olmak üzere yüksek yargı başkan ve üyeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri, akademisyenler ve adli tıp uzmanları katıldı.
Kongrenin ana gündeminde, teknolojik gelişmelerin adli süreçlerde oluşturduğu yeni imkanlar ve beraberinde getirdiği yeni riskler bulunuyor.
Yapay zekâ, dijital deliller, deepfake görüntü ve sesler, yeni nesil DNA teknolojileri, adli bilişim, virtopsi, adli radyoloji, otonom araçlar, kitlesel felaketlerde kimliklendirme ve sağlık hukuku kongrede ele alınan başlıklardan bazıları oldu.
“BİLİMSEL GÜVENİLİRLİK ADALET GÜVENCESİDİR”
Kongrede konuşan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, adli tıp ve adli bilimlerin yalnızca teknik bilgi sağlayan alanlar olmadığını belirterek, bilimsel değerlendirmelerin yargı kararları açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Şentürk, ölüm nedeninin belirlenmesinden DNA analizlerine, dijital verilerden görüntülerin manipüle edilip edilmediğinin tespitine kadar pek çok konuda yargının bilimsel uzmanlığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Bir adli bilim sonucunun kişinin özgürlüğünü, mağdurun hakkını veya kişinin suçsuzluğunu doğrudan etkileyebileceğine işaret eden Şentürk, bilimsel güvenilirliğin aynı zamanda adalet güvencesi olduğunu vurguladı.
Şentürk, adli bilimlerin her soruya kesin yanıt vermesinden ziyade, bilimin neyi hangi ölçüde ortaya koyabildiğinin açık biçimde ortaya konulmasının önem taşıdığını belirtti.
DEEPFAKE DELİLLER İÇİN YENİ SINAV
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin adli bilimlerde yeni imkanlar oluşturduğunu belirten Şentürk, aynı zamanda dijital verilerin güvenilirliğinin değerlendirilmesinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.
Özellikle yapay zekâ ile oluşturulan veya değiştirilen görüntü ve seslerin gerçeğe çok yakın hale gelmesi, adli makamlar açısından yeni bir inceleme alanı oluşturuyor.
Şentürk, bir dijital verinin varlığının tek başına onun gerçeği yansıttığı anlamına gelmediğini belirterek, teknolojik imkanların hukuk sistemine kazandırılması kadar bu teknolojilerin güvenilirliğinin ve sınırlarının bilinmesinin de önemli olduğunu ifade etti.
“ADALETİN MERKEZİNDE İNSAN OLMALI”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu ise yapay zekâ ve teknolojik gelişmelerin hukuk sisteminde kullanılmasının önemine değinirken, adalet sisteminin merkezinde insanın bulunması gerektiğini söyledi.
Ömeroğlu, teknolojinin yargının mantık ve matematik boyutunu destekleyebileceğini, ancak insan, hak ve vicdan boyutunun aynı ölçüde korunması gerektiğini vurguladı.
LOHUSALIK PSİKOZUNA İLİŞKİN İLK YÜKSEK MAHKEME KARARI
Ömeroğlu ayrıca lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisini doğrudan ele alan ilk yüksek mahkeme kararının Temmuz 2025’te Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verildiğini açıkladı.
Ömeroğlu, söz konusu kararın benzer dosyalar açısından önem taşıdığını belirterek, lohusalık psikozunun ceza ehliyeti bakımından değerlendirilmesi gereken ciddi bir konu olduğunu ifade etti.
“MADDİ GERÇEĞİN ÖNÜNÜ BİLİM AYDINLATIYOR”
Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız ise adli tıp ve adli bilimlerin, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sürecindeki rolüne dikkat çekti.
Bir ölümün sebebinin, biyolojik bir örneğin kime ait olduğunun, trafik kazasının nasıl meydana geldiğinin veya bir dijital materyalin gerçek olup olmadığının yalnızca hukuk bilgisiyle çözülemeyeceğini belirten Ayyıldız, bu noktada adli tıp ve adli bilimlerin devreye girdiğini söyledi.
Ayyıldız, bilimsel, güvenilir ve tarafsız bilirkişilik hizmetinin güçlü bir adalet sisteminin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
81 İLDE BİLİRKİŞİLİK HİZMETİ
Adli Tıp Kurumu’nun Türkiye genelindeki yapılanmasına ilişkin bilgiler de paylaşan Ayyıldız, kurumun 16 Adli Tıp Grup Başkanlığı ve 161 Adli Tıp Şube Müdürlüğü ile 81 ilde hizmet verdiğini belirtti.
Merkez ve taşra teşkilatında yaklaşık 3 bin 500 personelin görev yaptığını aktaran Ayyıldız, yılda 1 milyona varan adli dosyada yargı mercilerine bilimsel ve teknik bilirkişilik hizmeti sunulduğunu söyledi.
YAPAY ZEKA ADLİ BİLİMLERİN YENİ ALANI
Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı değişimin adli bilimlerin çalışma alanlarını da genişlettiğini belirten Ayyıldız, birkaç yıl önce sınırlı ölçüde gündemde olan bazı konuların bugün adli süreçlerin önemli parçaları haline geldiğine dikkat çekti.
Yapay zekâ, dijital deliller, deepfake görüntü ve sesler, yeni nesil DNA teknolojileri, gelişmiş toksikolojik analizler, adli radyoloji ve virtopsi bu yeni çalışma alanları arasında gösterildi.
Ayyıldız, yeni suç biçimlerine ve yeni delil türlerine bilimsel yöntemlerle cevap verebilen, dünyadaki gelişmeleri takip eden ve gerektiğinde bu gelişmelere yön verebilen kurumlara ihtiyaç olduğunu belirtti.
966 BİN 658 ADLİ DOSYA İNCELENDİ
Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek ise kurumun yaklaşık iki asra yaklaşan geçmişine dikkat çekti.
Aslıyüksek, 2025 yılında 30 bin 768 otopsi, 22 bin 154 ölü muayenesi, 457 bin 573 adli muayene ve 146 bin 594 DNA incelemesi gerçekleştirildiğini belirtti.
Bu çalışmalarla birlikte toplam 966 bin 658 adli dosyanın incelenerek mütalaa ve adli rapor düzenlendiğini açıkladı.
2026 yılının ilk 8 ayında ise 19 bin 685 otopsi, 13 bin 576 ölü muayenesi, 293 bin 681 adli muayene ve 100 bin 584 DNA incelemesi yapıldığını belirten Aslıyüksek, bu dönemde toplam 671 bin 444 adli dosyanın incelendiğini söyledi.
KONGRENİN ANA TEMASI BAĞIMLILIK
Kongrenin ana temasının “Dünyada Bağımlılık ve Bilirkişilik” olduğunu belirten Aslıyüksek, bağımlılığın tıbbi, sosyal ve hukuki boyutları bulunan çok yönlü bir konu olduğuna dikkat çekti.
Kongrede uyuşturucu ve yeni nesil psikoaktif maddeler, madde kullanımı ile suç ve şiddet arasındaki ilişki, tedavi ve rehabilitasyon, bilirkişilik uygulamaları, insan hakları, adli toksikoloji, adli travmatoloji, adli trafik, adli genetik, adli bilişim ve adli patoloji gibi alanların ele alınacağını belirtti.
Bunun yanında yapay zekâ, deepfake teknolojileri, yeni nesil DNA teknolojileri, otonom araçlar ve virtopsi gibi güncel konular da bilimsel programda yer alıyor.
40 ÜLKEDEN UZMAN ANTALYA’DA
Adli bilimlerin artık yalnızca ülkelerin kendi sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini belirten Aslıyüksek, dijital deliller, sentetik uyuşturucular, kitlesel afetler, göç hareketleri ve uluslararası suçların küresel nitelik kazandığını söyledi.
Kongrede Avrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı, Amerikan Adli Bilimler Akademisi, Asya Adli Bilimler Ağı, Uluslararası Adli Tıp Akademisi ve Afrika Adli Bilimler Akademisi gibi kuruluşların yanı sıra farklı uluslararası kurumların temsilcileri de yer alıyor.
3 BİN 466 KİŞİLİK UZMAN KADRO
Adli Tıp Kurumu’nun 81 il ve 68 ilçede teşkilatının bulunduğunu belirten Aslıyüksek, kurumun en önemli gücünün nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı.
Kurum bünyesinde 171 akademisyen, 716 adli tıp uzmanı, 132 asistan hekim, 183 diğer branş uzman hekimi ile 817 mühendis, biyolog ve kimyagerin bulunduğunu belirten Aslıyüksek, toplam uzman kadronun 3 bin 466 kişiye ulaştığını ifade etti.
Antalya’da gerçekleştirilen kongrede bir hafta boyunca farklı ülkelerden ve farklı disiplinlerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini paylaşması, ortak sorunların ele alınması ve bilimsel çıktılar oluşturulması hedefleniyor.
KONGRENİN ODAĞINDA GELECEĞİN ADLİ DELİLLERİ VAR
Açılış konuşmaları, adli bilimlerin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı yeni teknolojik ve bilimsel gelişmelerin yargı süreçlerine etkisini bir kez daha gündeme taşıdı.
Yapay zekâ tarafından oluşturulan içerikler, deepfake görüntü ve sesler, yeni nesil DNA analizleri, dijital deliller ve virtopsi gibi alanlar, adli bilimlerin geleneksel yöntemlerin ötesine geçen yeni çalışma alanlarını oluşturuyor.
Kongrenin açılış programının ardından Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız ve Antalya Valisi Hulusi Şahin’e plaket takdim edildi.
Program, katılımcıların yer aldığı toplu kongre fotoğrafı çekimiyle devam etti.
- Antalya
- Hulusi Şahin
- Antalya Valiliği
- yapay zeka
- adli tıp
- Adalet Bakanlığı
- Adli Tıp Kurumu
- deepfake
- @sehrimantalyahaber
- Adli Bilimler
- 21. Uluslararası Adli Tıp Günleri
- Hızır Aslıyüksek
- bağımlılık
- Sedat Ayyıldız
- Muhsin Şentürk
- Ahmet Ömeroğlu
- bilirkişilik
- dijital delil
- DNA teknolojisi