ANTALYA’NIN TARİHİ DENİZİN ALTINDA YAŞIYOR

Antalya, yalnızca denizi, kumu ve güneşiyle değil, su altında taşıdığı binlerce yıllık tarih ile de dikkat çekiyor. Kentin kıyılarında bulunan antik dönem batıklarının yanı sıra, 1’inci ve 2’nci Dünya Savaşı’ndan kalan gemi enkazları da Antalya’nın deniz tarihinin önemli parçaları arasında yer alıyor.

11 Eyl 2026 - 10:54 YAYINLANMA
11 Eyl 2026 - 13:44 GÜNCELLEME
1611 GÖSTERİM
ANTALYA’NIN TARİHİ DENİZİN ALTINDA YAŞIYOR

Yıllardır Antalya kıyılarındaki batıkları araştıran su altı tarih araştırmacısı Mustafa Aydemir, kentin dünyanın en zengin su altı tarih alanlarından birine sahip olduğunu belirtiyor. Aydemir’in araştırmaları, denizin altında yalnızca gemi kalıntılarının değil, farklı dönemlere ışık tutan çok sayıda tarihi hikâyenin bulunduğunu ortaya koyuyor.

Aydemir, yıllar boyunca gerçekleştirdiği çalışmaların bir bölümünü “10 Batık 10 Hikaye” adlı kitabında bir araya getirdi.

ANTALYA KIYILARI TARİHİN ÖNEMLİ ADRESLERİNDEN

Antalya kıyılarının su altı arkeolojisi açısından özel bir konuma sahip olduğunu belirten Mustafa Aydemir, bölgede dünyanın en eski batıkları arasında gösterilen önemli keşiflerin bulunduğunu ifade ediyor.

Aydemir, Gelidonya ve Uluburun batıklarının Antalya’nın su altı tarihindeki en önemli örnekler arasında olduğunu belirterek, Gelidonya Batığı’nın milattan önce 1200, Kaş açıklarındaki Uluburun Batığı’nın ise milattan önce 1300 yılına tarihlendirildiğini aktarıyor.

Bu iki batık, Antalya kıyılarının yalnızca turizm açısından değil, dünya su altı arkeolojisi açısından da taşıdığı değeri ortaya koyuyor.

Ancak Antalya’nın deniz altındaki tarihi bununla sınırlı değil. Aydemir’e göre bölgede Roma döneminden, 1’inci Dünya Savaşı’ndan ve 2’nci Dünya Savaşı’ndan kalan çok sayıda batık bulunuyor.

HER BATIK GEÇMİŞTEN BİR HİKÂYE TAŞIYOR

Mustafa Aydemir, batıkları yalnızca denizin dibinde bulunan gemi enkazları olarak değerlendirmiyor. Ona göre her batık, geçmişin belirli bir dönemine ulaşmayı sağlayan önemli bir zaman kapsülü niteliğinde.

Deniz altında yüzyıllardır korunan bu kalıntıların, dönemin ticaretinden savaşlarına, teknolojisinden denizcilik anlayışına kadar pek çok konuda bilgi taşıdığına dikkat çeken Aydemir, araştırmalarının temelinde de bu hikâyeleri ortaya çıkarmanın bulunduğunu ifade ediyor.

“10 Batık 10 Hikaye” kitabı da bu yaklaşımın bir sonucu olarak ortaya çıktı. Kitapta farklı batıkların yalnızca fiziksel özellikleri değil, onları çevreleyen tarihi olaylar ve insan hikâyeleri de ele alınıyor.

MUSTAFA ERTUĞRUL’UN TARİHİ DENİZİN ALTINDA

Antalya’nın su altı tarihinin önemli başlıklarından biri de Mustafa Ertuğrul.

Dönemin Osmanlı subaylarından Mustafa Ertuğrul’un Antalya kıyılarındaki mücadelesine dikkat çeken Aydemir, Ertuğrul’un küçük toplarla İngiliz ve Fransız savaş gemilerine karşı gerçekleştirdiği mücadeleyi araştırmalarının önemli konularından biri olarak anlatıyor.

Ancak Aydemir’e göre Mustafa Ertuğrul’un hikâyesini önemli kılan yalnızca askeri başarısı değil.

Savaş sırasında denize düşen düşman askerlerinin kurtarılması ve tedavi edilmesi, Ertuğrul’un insani yönünü de tarih açısından öne çıkarıyor.

Aydemir, Mustafa Ertuğrul’un yalnızca bir savaş kahramanı olarak değil, insanlığı ve savaş koşullarındaki tutumuyla da anlatılması gerektiğini vurguluyor.

2’NCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN KALAN İZLER

Antalya açıklarındaki su altı mirasının önemli parçalarından biri de 2’nci Dünya Savaşı sırasında batan Saint Didier gemisi.

Silah ve mühimmat taşıdığı belirtilen geminin batışı, savaş döneminde Antalya açıklarında yaşanan gelişmeler açısından dikkat çekici bir tarihi başlık oluşturuyor.

Aydemir, Antalya’nın deniz dibinde halen araştırılmayı ve gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen başka batıkların da bulunduğunu belirtiyor.

Özellikle Köprüçay ve Manavgat açıklarının yeni araştırmalar açısından önemli alanlar olabileceğine dikkat çeken Aydemir, geçmiş dönemlere ait denizcilik izlerinin bu bölgelerde de araştırılması gerektiğini ifade ediyor.

KÖPRÜÇAY VE MANAVGAT AÇIKLARINA DİKKAT

Antalya’nın su altı tarihinin kapsamının henüz tam olarak ortaya çıkarılmadığını belirten Aydemir, Köprüçay ve Manavgat çevresindeki deniz alanlarında yapılabilecek araştırmaların yeni tarihi bulgular ortaya çıkarabileceğine işaret ediyor.

Aydemir, özellikle Hannibal dönemine ilişkin denizcilik izlerinin araştırılması konusuna da dikkat çekiyor. Bu bölgelerde yapılacak kapsamlı araştırmaların Antalya’nın geçmişine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

SU ALTI MİRASINA DENİZCİLİK MÜZESİ ÖNERİSİ

Antalya’nın sahip olduğu su altı kültür mirasının daha geniş kitlelere tanıtılması gerektiğini belirten Aydemir’in dikkat çektiği bir başka konu ise denizcilik müzesi.

Antalya’nın bir deniz kenti olduğuna vurgu yapan Aydemir, kentte kurulacak bir denizcilik müzesinin su altında bulunan tarihi mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir merkez olabileceğini ifade ediyor.

Böyle bir müzenin, Antalya’nın denizcilik geçmişine ait farklı dönemlerden eser ve bilgilerin bir arada değerlendirilmesine de imkân sağlayabileceği belirtiliyor.

ANTALYA’NIN TURİZMİNE YENİ BİR TARİH KATMANI

Antalya bugün dünya çapında deniz, kum ve güneş turizmiyle tanınıyor. Ancak kentin kıyılarının altında bulunan tarih, Antalya’nın turizm potansiyelinin yalnızca yüzeyde olmadığını da gösteriyor.

Gelidonya’dan Uluburun’a, Roma döneminden dünya savaşlarına uzanan batıklar, Antalya’nın binlerce yıllık denizcilik geçmişinin farklı dönemlerini bir arada taşıyor.

Mustafa Aydemir’in dikkat çektiği nokta da tam olarak burada ortaya çıkıyor: Antalya’nın deniz altındaki tarihi yalnızca araştırmacıların değil, kentin kültürel mirasının önemli bir parçası olarak daha geniş kesimlerin ilgisine sunulabilir.

Denizcilik müzesi fikri de bu mirasın karada görünür hale getirilmesi açısından önemli bir öneri olarak öne çıkıyor.

Antalya’nın su altındaki batıkları araştırıldıkça, kentin geçmişine ilişkin yeni hikâyelerin ortaya çıkması ve denizcilik kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması mümkün olabilir.

Kaynak :
DHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: