KİRAZDA LİDERLİK ALARMI

Türkiye’nin dünya kiraz üretimindeki liderliği tehlikeye giriyor. Son yıllarda yaşanan don ve kuraklık gibi afetlerin yanı sıra yükselen işçilik, lojistik ve üretim maliyetleri, üreticinin belini bükerken bazı bahçelerde ürünün dalında kaldığı belirtiliyor.

14 Eyl 2026 - 08:44 YAYINLANMA
14 Eyl 2026 - 18:07 GÜNCELLEME
KİRAZDA LİDERLİK ALARMI

Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Ayşe Metin, kiraz üretiminde yaşanan tabloya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metin, Türkiye’nin yıllardır sahip olduğu dünya liderliğinin korunabilmesi için üreticinin maliyet yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin kiraz üretiminde geçmiş yıllarda önemli rekorlara ulaştığını belirten Metin, 2023 yılında 736 bin 791 tonluk üretim gerçekleştirildiğini, ancak 2025 yılında yaşanan don afetinin ardından üretimin 213 bin 300 tona kadar gerilediğini ifade etti.

MALİYET YÜKSELDİ, KİRAZIN DEĞERİ DÜŞTÜ

Kiraz üretimindeki sorunların yalnızca doğal afetlerle sınırlı olmadığını belirten Ayşe Metin, üreticinin aynı zamanda yüksek girdi maliyetleri ve döviz kuru baskısıyla mücadele ettiğini söyledi.

Metin, özellikle Avrupa pazarındaki rekabet koşullarının Türkiye açısından giderek zorlaştığına dikkat çekti.

2023 yılında 4-5 euro seviyelerinde satılan kirazın bu yıl 2-3 euro bandına gerilediğini belirten Metin, ürün fiyatındaki düşüşe karşın Türkiye’de üretim maliyetlerinin ciddi biçimde arttığını ifade etti.

Bu tablonun üreticinin kazancını doğrudan etkilediğini belirten Metin, kiraz üreticisinin yalnızca ürün fiyatına değil, hasattan ihracata kadar uzanan bütün maliyet zincirine bakmak zorunda olduğunu söyledi.

TÜRK ÜRETİCİSİ AVRUPA İLE REKABETTE ZORLANIYOR

Türkiye’nin kiraz ihracatında İspanya, Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerle rekabet ettiğini hatırlatan Ayşe Metin, maliyetler arasındaki farkın Türk üreticisini zor durumda bıraktığını dile getirdi.

İspanya’da bir kilogram kirazın üretim maliyetinin 2-2,5 euro seviyesinde olduğunu belirten Metin, Türkiye’de ise kur baskısı nedeniyle üreticinin maliyetlerini karşılamakta zorlandığını ifade etti.

Metin, işçilik ve lojistik giderlerinin Türkiye’de önemli bir dezavantaj oluşturduğunu belirterek, Avrupa ülkelerinde üreticiye sağlanan desteklerin rekabet gücünü artırdığını söyledi.

“BİR KİLO KİRAZIN SADECE TOPLAMA MALİYETİ 40 LİRA”

Kiraz üretiminde en önemli gider kalemlerinden birinin hasat işçiliği olduğunu belirten Ayşe Metin, rakamların üreticinin karşı karşıya olduğu tabloyu açık biçimde gösterdiğini söyledi.

Kiraz hasadında çalışan işçilerin günlük yevmiyelerinin 1.500 ila 3.000 lira arasında değiştiğini belirten Metin, bir işçinin günde yaklaşık 50 kilogram kiraz toplayabildiğini ifade etti.

Buna göre, günlük 2-2,5 bin lira yevmiye üzerinden hesaplandığında bir kilogram kirazın yalnızca toplama maliyeti yaklaşık 40 liraya ulaşıyor.

Metin, bunun üzerine paketleme, ulaşım, ilaç, gübre ve akaryakıt gibi diğer giderlerin de eklendiğini belirterek, bazı üreticiler açısından ürünün ekonomik değerini kaybettiğini söyledi.

“ÜRÜNÜ TOPLAMAMAK DAHA KÂRLI HALE GELDİ”

Kiraz hasadında işçi bulma sorununun da giderek büyüdüğünü belirten Metin, özellikle iş gücü sıkıntısının yaşandığı bölgelerde yevmiyelerin daha da yükseldiğini ifade etti.

Bazı bölgelerde işçi yevmiyelerinin 3 bin liraya kadar çıktığını belirten Metin, maliyetlerin üreticinin kazancını aşması halinde ortaya çarpıcı bir tablonun çıktığını söyledi.

Üreticinin ürünü toplamak için yapacağı harcama, elde edeceği geliri aştığında kirazı dalında bırakmak ekonomik açıdan daha az zarar anlamına gelebiliyor.

60 DEKARLIK BAHÇEDE KİRAZ DALINDA KALDI

Ayşe Metin, yaşanan sorunun yalnızca maliyet tablolarında kalmadığını, sahada doğrudan üretici davranışlarına yansıdığını belirtti.

Metin, Isparta’da 60 dekar kiraz bahçesi bulunan bir üreticinin, ürünlerini toplayacak işçi bulamadığı için kirazlarını dalında bırakmak zorunda kaldığını aktardı.

Üreticinin müşteri kaybetmemek amacıyla zaman zaman zararına satış yapmak zorunda kaldığını da belirten Metin, bu durumun tarımın sürdürülebilirliği açısından ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.

“ÜRETİCİYİ VE ÜRETİMİ KORUMALIYIZ”

Türkiye’nin kiraz üretimindeki konumunu koruyabilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmadığını belirten Ayşe Metin, hasat, paketleme, kalite sınıflandırması ve ihracat süreçlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Don, kuraklık ve işçi sorunlarının son yıllarda kiraz üretiminde ciddi daralmaya neden olduğunu belirten Metin, üreticinin karşılaştığı sorunların zamanında çözülmemesi halinde Türkiye’nin küresel pazardaki konumunun zayıflayabileceği uyarısında bulundu.

Metin, “Bu değeri korumak için üreticiyi de, ürünü de, tarım alanlarını da korumak zorundayız” diyerek tarımsal desteklerin önemine dikkat çekti.

TARIMSAL DESTEKLERDE YÜZDE 1 TARTIŞMASI

Ayşe Metin, açıklamasının son bölümünde tarımsal desteklerin yasal çerçevesine de dikkat çekti.

Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde çiftçilere her yıl Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 1’i oranında tarımsal destek verilmesinin öngörüldüğünü belirten Metin, bu oranın uzun süredir gerçekleşmediğini savundu.

Metin, 2025 yılında üreticilere verilen toplam tarımsal desteğin GSYH’nin yüzde 0,25’i seviyesinde kaldığını ifade ederek, üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için desteklerin artırılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin dünya kiraz üretimindeki liderliğinin yalnızca bir ihracat başarısı olmadığını vurgulayan Metin, bunun aynı zamanda üreticinin geçimi, kırsal ekonominin devamlılığı ve tarım alanlarının korunması açısından stratejik bir değer taşıdığını belirtti.

Kirazda yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin tarımsal üretimde sahip olduğu güçlü konumu koruyabilmesi için maliyet, işçilik, destekleme, afet yönetimi ve ihracat politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.

 

Kaynak :
https://www.antalyagundem.com.tr/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: