ALANYA KALESİ’NDE 800 YILLIK SELÇUKLU İZİ

ANTALYA VE ALANYA MÜZELERİNDE KORUNAN 800 YILLIK SELÇUKLU ÇİNİLERİ, yalnızca geçmişin estetik anlayığını değil, aynı zamanda dönemin üretim teknolojisini de günümüze taşıyor. Yapılan kapsamlı bilimsel incelemede, Alanya Kalesi’nde bulunan sırsız çini ve pişmiş toprak parçaları, Selçuklu döneminde çini üretiminin kalede gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin önemli bulgular ortaya koydu.

19 Eyl 2026 - 10:29 YAYINLANMA
19 Eyl 2026 - 10:59 GÜNCELLEME
ALANYA KALESİ’NDE 800 YILLIK SELÇUKLU İZİ

Serdar Aslan tarafından hazırlanan çalışmada, Türkiye Selçukluları dönemine ait çiniler; üretim teknikleri, kullanılan malzemeler, renkler, motifler ve taşıdıkları kültürel anlamlar açısından ayrıntılı biçimde değerlendirildi.

Araştırma, Antalya ve Alanya müzelerinde bulunan eserlerin yalnızca mimari süsleme unsurları olmadığını; Selçuklu sanatının, inanç dünyasının, sosyal yaşamının ve teknik birikiminin izlerini taşıdığını ortaya koyuyor.

ASPENDOS’TAN 627 SELÇUKLU ÇİNİSİ İNCELENDİ

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden birini, Antalya Müzesi Etnografya seksiyonu deposunda korunan 627 çini eseri oluşturdu.

Söz konusu eserlerin, 2022 yılında Aspendos Antik Kenti’nde gerçekleştirilen düzenleme çalışmaları sırasında koruma altına alındığı belirtildi.

İncelenen parçalar arasında farklı süsleme ve figür grupları bulunuyor. Eserler; bitkisel motifler, Arapça ibareler, insan figürleri, hayvan tasvirleri, mitolojik varlıklar, çift başlı kartal, geometrik bezemeler ve çeşitli semboller üzerinden değerlendirildi.

Bu çeşitlilik, Selçuklu çini sanatının yalnızca tek bir süsleme anlayışına dayanmadığını, oldukça geniş bir görsel ve sembolik repertuvara sahip olduğunu gösteriyor.

ÇİNİLERDE SELÇUKLU DÜNYASININ SEMBOLLERİ

Çalışmada yer alan figürler arasında eşek, vaşak, köpek, balık ve kartal gibi hayvan tasvirleri dikkat çekti.

Selçuklu sanatında kullanılan bu figürlerin, yalnızca dekoratif amaçla tercih edilmediği; dönemin kültürel ve sembolik dünyasıyla bağlantılı anlamlar taşıdığı değerlendirildi.

Özellikle geyik bereket ve bollukla, balık ise bereket kavramıyla ilişkilendirilirken, kartalın güç ve hâkimiyet sembolü olarak öne çıktığı belirtildi.

İnsan figürleri de araştırmanın önemli başlıklarından biri oldu. Özellikle bağdaş kurarak oturan figürlerin ellerinde nar ve haşhaş taşıması, Selçuklu dünyasında cennet ve sonsuz yaşam düşüncesiyle ilişkilendirildi.

Böylece çini parçaları, yalnızca yüzeyleri süsleyen sanat eserleri olmaktan çıkarak, yaklaşık 800 yıl önceki sembolik düşünce dünyasının görsel belgeleri haline geliyor.

ALANYA KALESİ’NDE ÜRETİM İHTİMALİNİ GÜÇLENDİREN BULGULAR

Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri ise Alanya Arkeoloji Müzesi’nde korunan ve Alanya Kalesi kazılarında ortaya çıkarılan Selçuklu dönemi eserleri üzerinden elde edildi.

Kalede bulunan parçalar arasında insan ve hayvan figürlü çinilerin yanı sıra geometrik ve bitkisel süslemeler, Arapça yazılar ve Sultan I. Alaaddin Keykubad dönemine ait olduğu düşünülen 8 köşeli taş örnekleri de yer alıyor.

Ancak araştırmayı özellikle önemli hale getiren unsur, bazı sırsız çini ve pişmiş toprak parçalarının üretim sürecine ilişkin ipuçları vermesi oldu.

Kalıba basma yöntemiyle şekillendirildiği değerlendirilen parçalar, çinilerin yalnızca Alanya’ya dışarıdan getirilmediği; şekillendirme ve fırınlama gibi üretim aşamalarının Alanya Kalesi’nde gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirdi.

Bu bulgu, Alanya Kalesi’nin Selçuklu döneminde yalnızca askeri ve siyasi açıdan değil, zanaat ve üretim faaliyetleri bakımından da önemli bir merkez olabileceğine işaret ediyor.

KUBAD ABAD SARAYI ÇİNİLERİYLE DİKKAT ÇEKEN BENZERLİK

Antalya Müzesi’nde bulunan ve Aspendos’tan getirilen çini örnekleri, Türkiye Selçukluları döneminin önemli saray yapılarından Kubad Abad Sarayı çinileriyle de karşılaştırıldı.

Karşılaştırmalarda Antalya ve Alanya’daki bazı örneklerin Konya, Kayseri ve Sivas’taki Selçuklu dönemi çinilerinden farklı üslup özellikleri taşıdığı belirtildi.

Özellikle Sultan I. Alaaddin Keykubad döneminde çini sanatının önemli bir gelişme gösterdiği vurgulanırken, kullanılan renkler de dönemin teknik seviyesine ilişkin önemli ipuçları verdi.

Turkuaz, lacivert, kobalt mavisi, siyah ve mor gibi renklerin kullanımı, Selçuklu dönemi seramik ve çini üretimindeki teknik çeşitliliği ortaya koydu.

Bu renklerin bir arada kullanılması, dönemin ustalarının yalnızca estetik açıdan değil, seramik teknolojisi açısından da ileri bir üretim anlayışına sahip olduğunu gösteren unsurlar arasında değerlendirildi.

ÇİNİLER SADECE SÜSLEME DEĞİLDİ

Selçuklu mimarisinde çiniler, yapıların iç ve dış mekânlarında önemli bir süsleme unsuru olarak kullanıldı.

Ancak yapılan araştırma, bu eserlerin dönem hakkında çok daha geniş bilgiler sunduğunu ortaya koyuyor.

İnsanlar, hayvanlar, mitolojik varlıklar, bitkisel bezemeler, geometrik şekiller ve yazılı ifadeler, Selçuklu toplumunun dünyaya bakışından inançlarına, estetik anlayışından sosyal yaşamına kadar farklı alanlarda izler taşıyor.

Bu nedenle Antalya ve Alanya müzelerinde korunan eserler, sanat tarihi kadar kültür tarihi ve arkeoloji açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

800 YILLIK TEKNOLOJİ GÜNÜMÜZE ULAŞTI

Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer konu ise Selçuklu dönemindeki seramik ve çini üretim teknolojisinin ulaştığı seviye oldu.

Yaklaşık 800 yıl önce üretilen eserlerde kullanılan teknikler, renkler ve şekillendirme yöntemleri, dönemin ustalarının gelişmiş bir üretim kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.

Özellikle Alanya Kalesi’ndeki üretim izleri, Selçuklu döneminde çini yapımının üretim merkezleri ve yerel atölyeler üzerinden yeniden değerlendirilmesinin önünü açabilecek nitelikte.

Eğer yeni araştırmalarla bu bulgular desteklenirse, Alanya Kalesi’nin Selçuklu dönemindeki çini üretim faaliyetlerine ilişkin daha kapsamlı bir merkez olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek.

ANTALYA’NIN TARİHİNDE YENİ BİR SAYFA

Antalya ve Alanya müzelerinde korunan Selçuklu çinileri, bölgenin tarihinin yalnızca antik dönemle sınırlı olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Aspendos’tan Alanya Kalesi’ne, Kubad Abad’dan Selçuklu Anadolu’sunun diğer merkezlerine uzanan çini geleneği, Antalya’nın Orta Çağ tarihindeki önemine de ışık tutuyor.

Bugün müze depolarında korunan yüzlerce parça, üzerlerindeki renkler, figürler ve üretim izleriyle yaklaşık 800 yıl öncesinin sanatını ve teknolojisini anlatmaya devam ediyor.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise belki de burada ortaya çıkıyor:

Alanya Kalesi’nde bulunan bazı sırsız çini parçaları, Selçuklu ustalarının eserlerini yalnızca burada kullanmadığını, üretimin kendisinin de kalenin içinde yapılmış olabileceğini düşündürüyor.

Bu ihtimal, Alanya Kalesi’nin Selçuklu dönemindeki rolüne ilişkin bilinenlere sanat, zanaat ve üretim boyutunda yeni bir başlık ekliyor.

Kaynak :
https://www.antalyagundem.com.tr/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: