UYSAL’DAN 21. YÜZYIL ÇAĞRISI: “YENİDEN CUMHURİYET”

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlanan “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet – Modernleşmenin Yapay Zeka Çağındaki Yeni Aşaması” adlı kitabının tanıtımı kapsamında Gazipaşa’da okurlarla buluştu.

16 Eyl 2026 - 11:26 YAYINLANMA
16 Eyl 2026 - 12:29 GÜNCELLEME
UYSAL’DAN 21. YÜZYIL ÇAĞRISI: “YENİDEN CUMHURİYET”

Uysal, Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde ortak yurttaşlık bilinci, üretim, teknoloji, hukuk ve toplumsal birlik başlıklarını öne çıkardı.

Uysal, 21. yüzyılda ülkeler arasındaki rekabetin yeni bir boyut kazandığını belirterek, Türkiye’nin bu süreçte üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini savundu. Uysal’a göre bunun temel unsurlarından biri ise farklılıklar üzerinden ayrışmak yerine ortak yurttaşlık anlayışının güçlendirilmesi.

“21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet” ifadesinin kitabın temel düşüncesini yansıttığını belirten Uysal, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin günümüzün küresel rekabet koşullarında yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN CİDDİ BİR GÜVEN VE GELECEK SORUNU VAR”

Türkiye’de siyasetteki sert kutuplaşma, ekonomik belirsizlik ve kurumlara duyulan güvenin zayıflaması gibi başlıkların toplumsal birlik duygusunu etkilediğini ifade eden Uysal, ülkenin kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Uysal, özellikle hukuk, etik, üretim ve şeffaflık alanlarında reform ihtiyacına dikkat çekti. Gençlerin geleceklerini yurt dışında aramasının da Türkiye açısından dikkate alınması gereken önemli bir işaret olduğunu belirten Uysal, gençlerin ülkede kalabileceği ve kendilerini gerçekleştirebileceği bir gelecek perspektifinin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Uysal’ın değerlendirmesinde, ekonomik gelişmenin yalnızca büyüme rakamlarından ibaret olmadığı; güven, hukuk, üretim kapasitesi ve nitelikli insan kaynağının birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

“GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN GELECEK KURULAMAZ”

Kitabının temel yaklaşımlarından birinin Türkiye’nin geçmişiyle açık biçimde yüzleşmesi olduğunu anlatan Uysal, özellikle Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda yaşadığı ekonomik ve siyasi bağımlılıkların tarih anlatılarında daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Tarihsel dönemlerin yalnızca padişahların kişilikleri üzerinden okunmasının yeterli olmadığını ifade eden Uysal; ekonomik bağımlılık, savaşlar, yoksulluk, göçler ve ordunun yaşadığı kayıpların da dönemin gerçekleri içinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Uysal, geçmişte yaşanan sorunların bütün yönleriyle değerlendirilmesinin gelecek kuşaklar açısından yol gösterici olacağını belirterek, tarihsel sorunları görmezden gelen toplumların güncel sorunlarına da gerçekçi çözümler üretmekte zorlanacağını ifade etti.

Kolay başarı söylemlerinin ve hamasi ifadelerin yapısal sorunların üzerini örtebildiğini belirten Uysal, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli daha doğru biçimde örgütlemesi gerektiğini söyledi.

“ULUSAL PİYASALAR VE ULUS DEVLETLER BELİRLEYİCİLİĞİNİ KORUYOR”

Küreselleşme tartışmalarına da değinen Uysal, ulusal piyasaların, ulus devletlerin ve milletlerin dünya ekonomisindeki belirleyici konumlarını koruduğunu savundu.

Ekonomik ilişkilerin hâlâ büyük ölçüde ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda şekillendiğini belirten Uysal, mal ve hizmetlerin daha serbest dolaşımının toplumlar arasında kendiliğinden eşitlik oluşturmadığını ifade etti.

Uysal, bu görüşünü şu sözlerle dile getirdi:

“Tek gerçek vardır: Ulusal piyasalar. Tek gerçek vardır: Ulus devletler. Tek gerçek vardır: Milletler, uluslar. Etnik ayrımlara ve mezhepsel ayrımlara saplanan uluslar geri kalır. Net.”

Uysal, ulusal bütünlüğün yalnızca siyasi bir kavram olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bunun aynı zamanda üretim, teknoloji, eğitim ve ekonomik kalkınma alanlarında ortak hareket edebilme kapasitesi anlamına geldiğini söyledi.

“ULUS TARİFİMİZ ETNİK KÖKENE DAYANMIYOR”

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus anlayışının etnik kimliklerden bağımsız anayasal yurttaşlık temelinde şekillendiğini belirten Uysal, bu yaklaşımın Türkiye açısından önemli bir tarihsel kazanım olduğunu ifade etti.

Uysal, farklı etnik kökenlerden gelen insanların ortak bir anayasal zemin ve gelecek anlayışı etrafında buluşabilmesinin toplumsal açıdan önemli olduğunu söyledi.

Bu konuda Uysal, “Buradaki ulus tarifi bu toplum ve bu coğrafyanın insanları için büyük bir şanstır. Etnik kökeni ne olursa olsun, anayasal bir sözleşme etrafında birleşebilmek ve ortak bir gelecek hayal edebilmek her vatandaşımız için büyük bir imkândır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu yönüyle çevresindeki ülkelerden ayrıldığını savunan Uysal, “Burası Atatürk’ün ülkesidir. Eşit yurttaşlığa dayanan bu anlayış burada vardır” dedi.

“KAMUSAL ALANDA ETNİKÇİLİK OLMAZ”

Kültürel kimliklerle anayasal yurttaşlık kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini dile getiren Uysal, bireylerin etnik ve kültürel kimliklerini özel yaşamlarında özgürce sürdürebilmelerinin doğal olduğunu söyledi.

Buna karşılık kamusal alanın ortak hukuk ve eşit yurttaşlık temelinde şekillenmesi gerektiğini belirten Uysal, bu yaklaşımın Türkiye’nin toplumsal bütünlüğü açısından önemli olduğunu savundu.

Uysal, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Anayasal zeminde ve kamusal alanda etnikçilik olmaz. Etnikçilik, ulusumuzu küresel rekabetin dışına iter. Açlığa, sefalete ve çatışmaya sürükler. Bu coğrafyanın 21’inci yüzyılı göğüsleyebilmesinin en büyük güvencesi, ülkenin kuruluş felsefesidir.”

“CUMHURİYET, KÜLLERİNDEN DOĞMA HİKÂYESİDİR”

Türkiye Cumhuriyeti’nin farklı etnik kökenlerden gelen insanların ortak mücadelesiyle kurulduğunu belirten Uysal, Cumhuriyet tarihini “küllerinden doğma hikâyesi” olarak tanımladı.

Uysal, savaşlar, göçler ve yok olma tehdidi altında oluşan ortaklık duygusunun Türkiye’nin yeniden ayağa kalkmasında belirleyici olduğunu ifade etti.

“Çok farklı etnik kökenlerden gelen vatandaşlarımız, Türk milleti çatısı altında Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu” diyen Uysal, ortak hedef etrafında oluşan birlik ve beraberliğin geçmişte olduğu gibi bugün de önemli olduğunu söyledi.

Uysal, “Son kalan topraklara tutunarak büyük bir küllerinden doğma hikâyesi yazıldı. O birlik ve beraberlik can havliyle sağlandı. Bugün karşı karşıya olduğumuz sert küresel rekabetle mücadele etme şansımız da yine bu ortaklıkta yatıyor” dedi.

YENİ REKABET ALANI: YAPAY ZEKA VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

Konuşmasının son bölümünde yapay zekâ, veri, siber güvenlik ve yüksek teknoloji alanlarının dünya düzenindeki değişimin önemli unsurları haline geldiğine dikkat çeken Uysal, ülkeler arasındaki rekabetin giderek daha fazla teknoloji ve üretim kapasitesi üzerinden şekillendiğini söyledi.

Türkiye’nin enerjisini etnik ve mezhepsel ayrışmalara değil, üretim ve teknolojiye yöneltmesi gerektiğini savunan Uysal, ortak yurttaşlık bilincinin güçlendirilmesinin ekonomik ve teknolojik kalkınmayla birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Uysal, kitabının adına da bu yaklaşımın yön verdiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu topraklarda 21’inci yüzyılın vahşi rekabetiyle başa çıkabilmemizin tek yolu, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi etrafında birleşmektir. İşte bu yüzden ‘21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet’ diyorum.”

 

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: