ANTALYA’DA DÖNÜŞÜMÜ EKONOMİ YAVAŞLATIYOR

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi İkinci Başkanı Sadullah Kabakuşak, Antalya’da kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin ekonomik koşullar olduğunu söyledi. Vatandaşın yapı yenileme maliyetlerini karşılamakta zorlandığını, müteahhitlerin ise arsa, finansman ve yapım maliyetlerindeki artış nedeniyle uygulanabilir projeler geliştirmekte güçlük çektiğini belirten Kabakuşak, çözüm için kamu desteğinin devreye girmesi gerektiğini vurguladı.

13 Eyl 2026 - 14:21 YAYINLANMA
14 Eyl 2026 - 18:33 GÜNCELLEME
2460 GÖSTERİM
ANTALYA’DA DÖNÜŞÜMÜ EKONOMİ YAVAŞLATIYOR

Antalya’da özellikle eski yapı stokunun yenilenmesi ve deprem riskine karşı kentin daha güvenli hale getirilmesi amacıyla gündemde olan kentsel dönüşüm, ekonomik koşullar nedeniyle beklenen hızda ilerleyemiyor.

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi İkinci Başkanı Sadullah Kabakuşak, mevcut dönüşüm modelinin hem vatandaş hem de müteahhit açısından ciddi ekonomik sorunlar barındırdığını belirterek, dönüşümün yalnızca bina yenileme üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

“VATANDAŞ YENİLEME MALİYETİNİ KARŞILAYAMIYOR”

Kentsel dönüşümün önündeki temel sorunun bugün ekonomik koşullar olduğunu belirten Kabakuşak, ortaya çıkan maliyetlerin vatandaş açısından karşılanmasının giderek zorlaştığını söyledi.

Kabakuşak, “Kentsel dönüşümün en büyük problemi bugün ekonomidir. Vatandaş evini yenilemek istiyor fakat ortaya çıkan maliyeti karşılayamıyor; müteahhit ise artan arsa, finansman ve yapım maliyetleri nedeniyle ekonomik olarak uygulanabilir proje bulmakta zorlanıyor” dedi.

Bu tablonun, özellikle ekonomik değeri daha düşük bölgelerde dönüşümün önünü daha fazla tıkadığını ifade eden Kabakuşak, yalnızca vatandaş ile müteahhit arasındaki ticari anlaşmalar üzerinden ilerleyen bir sistemin kentin tamamında dönüşüm sağlamasının mümkün olmadığını savundu.

ADA BAZLI DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI

Kabakuşak, kentsel dönüşümde ada bazlı planlamanın önemine dikkat çekti.

Parsel bazında yapılan dönüşümlerin çoğu zaman yalnızca mevcut yapının yenilenmesiyle sınırlı kaldığını belirten Kabakuşak, bunun mahalle ölçeğindeki sorunları çözmek için yeterli olmadığını söyledi.

“Ada bazlı dönüşümü hâlâ doğru buluyorum. Çünkü parsel parsel dönüşüm yaptığınızda yalnızca eski binanın yerine yenisini koyuyorsunuz; mahallenin sorunlarını dönüştürmüyorsunuz” diyen Kabakuşak, ada bazında yapılacak planlamayla otopark, yeşil alan, ulaşım bağlantıları ve sosyal donatıların birlikte değerlendirilebileceğini ifade etti.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için mevcut ekonomik koşulların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Kabakuşak, dönüşümün yalnızca emsal artışına dayalı bir finansman modeliyle çözülemeyeceğini belirtti.

“Bugünkü ekonomik koşullarda bunun yalnızca emsal artışıyla finanse edilmesi de doğru değil. Devletin ve yerel yönetimlerin finansal olarak sistemin içinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

DÜŞÜK DEĞERLİ BÖLGELER İÇİN KAMU DESTEĞİ ŞART

Kentsel dönüşümün tamamen vatandaş ile müteahhit arasındaki anlaşmalara bırakılmasının özellikle düşük ekonomik değere sahip bölgelerde önemli bir çıkmaza yol açabileceğini belirten Kabakuşak, her arsanın kendi dönüşüm maliyetini karşılayabilecek bir ekonomik değere sahip olmadığını söyledi.

Kabakuşak, “Kentsel dönüşümü tamamen vatandaş ile müteahhit arasındaki ticari anlaşmaya bırakırsak özellikle ekonomik değeri düşük bölgelerde dönüşüm gerçekleşmez. Çünkü her arsanın rantı kendi dönüşümünü finanse edecek seviyede değildir” dedi.

Bu nedenle kamu otoritesinin sistemin dışında kalmaması gerektiğini belirten Kabakuşak, uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman modellerinin geliştirilmesinin önemine işaret etti.

Belediyelerin de yalnızca planlama aşamasında değil, altyapı ve kentsel tasarım süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade eden Kabakuşak, dönüşümün çok aktörlü bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.

MÜLKİYET HAKKI KORUNMALI

Kabakuşak'a göre kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşın mülkiyet hakkının korunması temel ilkelerden biri olmalı.

Özel sektörün yapım kapasitesinin sistem içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kabakuşak, ihtiyaç halinde kamu arazileri ve rezerv alanların da dönüşümün finansmanında kullanılabileceğini ifade etti.

Kabakuşak, “Vatandaşın mevcut mülkiyet hakkı korunmalı, özel sektör ise yapım kapasitesini ortaya koymalıdır. Gerektiğinde kamu arazileri ve rezerv alanlar da sistemin finansmanında kullanılabilir. Deprem güvenliği vatandaşın gelir seviyesine bağlı bir ayrıcalık haline gelmemelidir” diye konuştu.

Bu yaklaşım, kentsel dönüşümün yalnızca ekonomik gücü yüksek vatandaşların yararlanabildiği bir süreç olmaktan çıkarılması gerektiğine işaret ediyor.

ANTALYA İÇİN “DEPREM REHAVETİ” UYARISI

Kentsel dönüşümün ekonomik boyutunun yanı sıra Antalya'nın deprem riski konusunda da değerlendirmelerde bulunan Kabakuşak, kentte oluşabilecek rehavetin ciddi bir risk taşıdığını söyledi.

Antalya'nın İstanbul veya Hatay ile aynı deprem tehlikesine sahip olmamasının, kentin deprem açısından risksiz olduğu anlamına gelmediğini belirten Kabakuşak, özellikle yaşlı yapı stokunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Kabakuşak, “Antalya’nın İstanbul veya Hatay ile aynı deprem tehlikesine sahip olmaması, Antalya’nın deprem problemi olmadığı anlamına gelmez. Bence en tehlikeli yaklaşım da tam olarak bu rehavettir” dedi.

MURATPAŞA’DA YAŞLI YAPI STOKUNA DİKKAT

Antalya'nın özellikle merkezi ilçelerinde bulunan eski yapıların deprem hazırlıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kabakuşak, Muratpaşa başta olmak üzere ciddi miktarda yaşlı yapı stoku bulunduğunu söyledi.

Ancak risk değerlendirmesinin yalnızca binaların yaşına veya fay hatlarına bakılarak yapılmaması gerektiğine dikkat çeken Kabakuşak, zemin koşullarının ve çevredeki deprem kaynaklarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kabakuşak, “Bizim özellikle Muratpaşa başta olmak üzere ciddi miktarda yaşlı yapı stokumuz var. Bunun yanında zemin koşullarının dikkatle değerlendirilmesi gereken bölgelerimiz bulunuyor. Ayrıca deprem yalnızca Antalya merkezli bir fayın üreteceği deprem olarak düşünülmemeli; çevremizdeki deprem kaynaklarının kent üzerindeki etkilerini de hesaba katmalıyız” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle Antalya'nın deprem hazırlığının yalnızca olası bir deprem senaryosu üzerinden değil, mevcut yapıların böyle bir sarsıntıya ne kadar dayanıklı olduğu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“ASLINDA SORULMASI GEREKEN SORU BU”

Kabakuşak, Antalya'da deprem konusunda en fazla önem verilmesi gereken başlığın, olası depremin büyüklüğünden önce mevcut yapı stokunun durumu olduğunu söyledi.

“Sorulması gereken ‘Antalya’da büyük deprem olur mu?’ değil, ‘olursa mevcut binalarımız buna nasıl cevap verir?’ sorusudur” diyen Kabakuşak, kentsel dönüşümün bu açıdan yalnızca şehircilik veya ekonomik bir konu olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Antalya açısından bakıldığında ekonomik koşullar, eski yapı stoku, zemin özellikleri ve kent planlamasının birbirinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Kabakuşak'ın açıklamaları, kentsel dönüşümün yalnızca yeni binalar üretmekten ibaret olmayan, kentin geleceğini doğrudan ilgilendiren kapsamlı bir planlama süreci olduğunu ortaya koyuyor.

 

Kaynak :
https://www.antalyaekspres.com.tr/

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: